Lobektomi, akciğerdeki bağımsız odacıklardan (loblardan) yalnızca birinin cerrahi olarak çıkarılması işlemidir ve çoğunlukla tek bir bölgeye sınırlı kalmış akciğer tümörlerinde, inatçı enfeksiyon odaklarında veya kalıcı doku tahribatlarında uygulanır.

Göğüs cerrahisinde sıkça tercih edilen bu yöntem organın bütününe dokunmadan sadece işlevini yitirmiş veya risk oluşturan bölümün vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.

İlaç tedavilerinin yetersiz kaldığı durumlarda devreye giren operasyon hastalığın sağlam dokulara sıçramasını önlemeyi hedefler.

Böylece hem mevcut patolojik sorun ortadan kaldırılır hem de hastanın günlük yaşamda ihtiyaç duyduğu solunum rezervi korunarak yaşam kalitesi desteklenir.

Ameliyatın Adı Lobektomi (Pulmoner Lobektomi)
Tıbbi Tanımı Akciğerin anatomik olarak ayrılmış loblarından birinin, o loba ait bronş ve damar yapılarıyla birlikte cerrahi olarak çıkarılmasıdır.
Ameliyatın Amacı Hastalıklı akciğer lobunu tamamen çıkarmak, kanser hastalarında temiz cerrahi sınırlar elde etmek ve kalan sağlıklı akciğer dokusunun fonksiyonlarını korumaktır.
Hangi Hastalıklarda Uygulanır? Küçük hücreli dışı akciğer kanseri, seçilmiş akciğer metastazları, bronşektazi, iyi huylu akciğer tümörleri, bazı lokalize enfeksiyonlar, aspergilloma ve geri dönüşümsüz lob hasarlarında uygulanabilir.
Akciğer Kanserinde Kullanımı Özellikle cerrahiye uygun erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde temel tedavi seçeneklerinden biridir. Tümör boyutu, yerleşimi, lenf nodu durumu ve solunum rezervine göre tercih edilir.
Akciğerin Anatomik Yapısı Sağ akciğer üst, orta ve alt olmak üzere üç lobdan; sol akciğer ise üst ve alt olmak üzere iki lobdan oluşur.
Sağ Üst Lobektomi Sağ akciğerin üst lobunun çıkarılmasıdır. Üst lobda yerleşen tümörler veya sınırlı hastalıklarda uygulanır.
Sağ Orta Lobektomi Sağ akciğerin orta lobunun çıkarılmasıdır. Orta lob tümörleri, seçilmiş kronik enfeksiyonlar ve orta lob sendromu gibi durumlarda uygulanabilir.
Sağ Alt Lobektomi Sağ akciğerin alt lobunun çıkarılmasıdır. Alt lobda bulunan tümörler veya lokalize akciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
Sol Üst Lobektomi Sol akciğerin üst lobunun çıkarılmasıdır. Lingula da sol üst lobun bir parçasıdır ve standart sol üst lobektomi sırasında çıkarılır.
Sol Alt Lobektomi Sol akciğerin alt lobunun çıkarılmasıdır. Sol alt lobda yerleşmiş tümörler ve diğer sınırlı akciğer hastalıklarında uygulanır.
Bilobektomi Sağ akciğerde birbirine komşu iki lobun birlikte çıkarılmasıdır. Genellikle sağ üst ve orta lob veya sağ orta ve alt lob çıkarılır. Tek lobektomiden daha geniş bir rezeksiyondur.
Sleeve Lobektomi Tümörün ana veya lob bronşuna uzandığı seçilmiş vakalarda, bronşun hastalıklı bölümüyle birlikte lob çıkarılır ve kalan bronş uçları yeniden birleştirilir. Uygun hastalarda pnömonektomiye alternatif olabilir.
Ameliyat Öncesi Değerlendirme Toraks BT, solunum fonksiyon testleri, DLCO ölçümü, gerektiğinde PET-BT, bronkoskopi, lenf nodu örneklemesi, kardiyak değerlendirme ve ek görüntüleme yöntemleri uygulanabilir.
Solunum Kapasitesinin Değerlendirilmesi FEV1 ve DLCO değerleri incelenir. Ameliyat sonrasında beklenen solunum kapasitesi hesaplanır. Riskli hastalarda kardiyopulmoner egzersiz testi veya ileri fonksiyonel değerlendirme gerekebilir.
Anestezi Türü Genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyat sırasında cerrahi alanın uygun şekilde görüntülenmesi için çoğunlukla tek akciğer ventilasyonu kullanılır.
Cerrahi Yöntemler Açık lobektomi (torakotomi), video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) ve robot yardımlı torakoskopik cerrahi (RATS) yöntemleriyle uygulanabilir.
Açık Lobektomi Göğüs duvarında torakotomi kesisi oluşturularak akciğere doğrudan erişim sağlanır. Büyük veya merkezi tümörlerde, karmaşık damar anatomisinde ve bazı ileri cerrahi işlemlerde tercih edilebilir.
VATS Lobektomi Göğüs duvarındaki küçük kesilerden kamera ve cerrahi aletlerle gerçekleştirilen minimal invaziv yöntemdir. Uygun hastalarda daha az cerrahi travma, daha kısa hastanede kalış ve daha hızlı iyileşme sağlayabilir.
Robotik Lobektomi (RATS) Cerrahın kontrol ettiği robotik sistem aracılığıyla gerçekleştirilen minimal invaziv yöntemdir. Üç boyutlu görüntüleme ve hareket kabiliyeti yüksek cerrahi aletler kullanılabilir.
Ameliyatın Uygulanışı Çıkarılacak loba ait pulmoner arter dalları, pulmoner ven ve lob bronşu anatomik olarak belirlenir. Bu yapılar güvenli biçimde ayrılır ve lob, fissürlerin durumuna uygun tekniklerle çıkarılır.
Lenf Nodu Değerlendirmesi Akciğer kanseri nedeniyle gerçekleştirilen lobektomilerde hiler ve mediastinal lenf nodlarının sistematik örneklenmesi veya diseksiyonu, doğru patolojik evreleme açısından önem taşır.
Cerrahi Sınırların Önemi Kanser ameliyatlarında tümörün mikroskobik düzeyde temiz cerrahi sınırlarla çıkarılması (R0 rezeksiyon) hedeflenir.
Ameliyat Süresi Genellikle yaklaşık 2–4 saat sürer. Cerrahi yöntem, tümörün konumu, anatomik farklılıklar ve ek işlemler süreyi değiştirebilir.
Hastanede Kalış Süresi Komplikasyonsuz hastalarda çoğunlukla 3–7 gün arasında değişir. Minimal invaziv cerrahilerde daha kısa olabilir.
Yoğun Bakım Gereksinimi Hastanın genel sağlık durumu, ameliyatın kapsamı ve erken dönem bulgularına göre yakın takip veya yoğun bakım desteği gerekebilir.
Göğüs Tüpü Kullanımı Ameliyat sonrasında plevral boşlukta biriken hava ve sıvıyı uzaklaştırmak amacıyla genellikle bir veya daha fazla göğüs tüpü yerleştirilir.
Göğüs Tüpünün Çıkarılması Hava kaçağının durması veya kabul edilebilir düzeye gerilemesi, drenaj miktarı ve akciğerin yeterli genişlemesi gibi kriterlere göre karar verilir.
Ameliyat Sonrası Ağrı Cerrahi kesiler, kaburgalar arası dokular ve göğüs tüpüne bağlı ağrı görülebilir. Ağrı kontrolünde sistemik analjezikler ve uygun bölgesel anestezi yöntemleri kullanılabilir.
Lobektominin Avantajları Hastalıklı lobun anatomik bütünlük içinde çıkarılmasını sağlar. Uygun kanser hastalarında etkili lokal tedavi ve lenf nodu değerlendirmesi olanağı sunar. Pnömonektomiye göre daha fazla akciğer dokusu korunur.
Lobektomi ve Segmentektomi Farkı Lobektomide lobun tamamı, segmentektomide ise lobun bir veya birkaç anatomik segmenti çıkarılır. Segmentektomi daha fazla doku korur; ancak tümör özelliklerine göre lobektomi daha uygun olabilir.
Lobektomi ve Pnömonektomi Farkı Lobektomide yalnızca bir akciğer lobu çıkarılırken pnömonektomide sağ veya sol akciğerin tamamı alınır. Lobektomi genellikle daha düşük fonksiyon kaybı ve komplikasyon riski taşır.
Lobektomi ve Wedge Rezeksiyon Farkı Lobektomi anatomik sınırlar üzerinden tüm lobun çıkarılmasıdır. Wedge rezeksiyon ise anatomik segment veya lob sınırları takip edilmeden sınırlı miktarda akciğer dokusunun kama şeklinde çıkarılmasıdır.
Olası Komplikasyonlar Uzamış hava kaçağı, kanama, pnömoni, atelektazi, enfeksiyon, atriyal fibrilasyon, plevral sıvı birikimi, pulmoner emboli ve nadiren solunum yetmezliği gelişebilir.
Uzamış Hava Kaçağı Ameliyat sonrasında akciğer dokusundan plevral boşluğa hava sızmasının beklenenden uzun sürmesidir. Genellikle beş günü aşan hava kaçakları bu kapsamda değerlendirilir.
Atelektazi Ameliyat sonrasında akciğerin bir bölümünün yeterince havalanamaması veya sönmesidir. Ağrı, sekresyon birikimi ve yetersiz solunum hareketleriyle ilişkili olabilir.
Pnömoni Riski Ameliyat sonrasında akciğer enfeksiyonu gelişebilir. Erken mobilizasyon, yeterli ağrı kontrolü, solunum egzersizleri ve sekresyonların temizlenmesi riski azaltmaya yardımcı olur.
Bronkoplevral Fistül Bronş kapatma hattıyla plevral boşluk arasında anormal bağlantı oluşmasıdır. Nadir ancak ciddi bir komplikasyondur.
Ameliyatın Ölüm Riski Modern cerrahi uygulamalarda elektif lobektominin kısa dönem ölüm riski genellikle düşüktür; ancak yaş, eşlik eden hastalıklar, solunum rezervi ve ameliyatın kapsamına göre değişir.
Solunum Fonksiyonlarına Etkisi Bir lobun çıkarılmasıyla solunum kapasitesinde azalma görülebilir. Kalan akciğer dokusu zamanla genişleyerek ve fonksiyonel uyum sağlayarak kaybı kısmen telafi edebilir.
Ameliyat Sonrası İyileşme Süresi Minimal invaziv cerrahi sonrasında günlük yaşama dönüş sıklıkla 2–6 hafta, açık cerrahi sonrasında ise yaklaşık 6–12 hafta sürebilir. Bireysel farklılıklar önemlidir.
Solunum Egzersizleri Derin nefes alma, kontrollü öksürme, erken yürüyüş ve gerektiğinde solunum fizyoterapisi akciğerin yeniden genişlemesine yardımcı olur.
Fiziksel Aktivite Ameliyat sonrası erken mobilizasyon önemlidir. Günlük yürüyüşler kademeli olarak artırılır. Ağır kaldırma ve yoğun fiziksel aktivite, iyileşme sürecine göre sınırlandırılabilir.
Ameliyat Sonrası Beslenme Yeterli protein ve enerji alımı, uygun sıvı tüketimi ve dengeli beslenme doku iyileşmesine katkıda bulunur. Beslenme gereksinimleri hastanın klinik durumuna göre değişebilir.
Patolojik İnceleme Çıkarılan akciğer lobu histopatolojik olarak değerlendirilir. Tümör tipi, boyutu, histolojik özellikleri, plevra ve damar tutulumu, cerrahi sınırlar ve lenf nodları incelenir.
Kanserin Tekrarlama Riski Tümör evresi, lenf nodu tutulumu, histolojik özellikler, moleküler bulgular ve cerrahi sınırların durumuna göre değişir. Lobektomi, kanserin tekrarlama olasılığını tamamen ortadan kaldırmaz.
Başarı ve Sağkalım Erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde lobektomi, uygun hastalarda uzun dönem hastalık kontrolü sağlayabilir. Sağkalım oranları tümör evresi, patolojik özellikler ve hastanın genel durumundan etkilenir.
Ameliyat Sonrası Onkolojik Tedavi Patolojik evre ve biyolojik özelliklere göre kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedavi veya seçilmiş durumlarda radyoterapi uygulanabilir. Her hastada ek tedavi gerekli değildir.
Ameliyat Sonrası Takip Klinik muayene, yara iyileşmesinin değerlendirilmesi, gerektiğinde solunum fonksiyon testleri ve akciğer kanseri hastalarında belirli aralıklarla toraks BT incelemeleri yapılır.
Acil Değerlendirme Gerektiren Bulgular Ani veya ilerleyici nefes darlığı, şiddetli göğüs ağrısı, belirgin kanlı balgam, yüksek ateş, bayılma, ciddi çarpıntı veya yara yerinden yoğun kanama gelişmesi acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
Genel Sonuç Lobektomi, özellikle uygun seçilmiş erken evre akciğer kanseri hastalarında etkili bir anatomik akciğer rezeksiyonu yöntemidir. Hastalıklı lobun çıkarılmasını, sağlıklı akciğer dokusunun korunmasını ve gerektiğinde kapsamlı lenf nodu değerlendirmesini amaçlar.
hakkimdagorsel
Prof. Dr.
Alper Fındıkçıoğlu

1973 İstanbul doğumluyum. İlkokulu Erzincan İnönü İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi Erzurum Anadolu Lisesi’nde okudum. Üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1992–1998 yılları arasında tamamladım. Ardından İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde 1998–2003 yılları arasında ihtisas yaptım. Aynı hastanede 1 yıl uzman olarak çalıştım.

2004–2005 yıllarında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde vatani görevimi yerine getirdim. 2005 yılında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2014’te doçent, 2022’de profesör oldum.

2024 yılında Acıbadem Hastanesi’nde çalışmaya başladım.

Hakkımda WhatsApp

Akciğer Anatomisi Nasıldır ve Lobektomi Mantığı Neye Dayanır?

İnsan göğüs boşluğunda yer alan sağ ve sol akciğerler, dışarıdan bakıldığında tek parça süngerimsi birer organ gibi görünse de aslında kendi içlerinde bağımsız odacıklara ayrılmış özel bir yapıya sahiptir. Sağ akciğer; üst, orta ve alt lob olmak üzere üç ayrı bölümden meydana gelir. Sol akciğer ise göğüs kafesinin orta ve sol kısmında kalbin kapladığı hacimsel alan nedeniyle yalnızca üst ve alt lob olmak üzere iki bölümden oluşur. Bu lobları birbirinden ayıran doğal anatomik çizgilere tıp dilinde “fissür” adı verilir.

Lobektomi ameliyatının temel mantığı, bu odacıkların her birinin kendi başına çalışabilen bağımsız birer ünite olmasına dayanır. Her lobun kendisine temiz hava getiren ayrı bir bronş dalı, kirli kanı temizlenmek üzere taşıyan ayrı bir atardamar ağı, temizlenen kanı kalbe geri gönderen ayrı bir toplardamar sistemi ve kendine özgü bir lenf drenaj yolu bulunur. Bu anatomik ayrım, cerrahi açıdan büyük bir avantaj yaratır.

Hastalıklı bir lobun damarları ve hava yolu tek tek ayrıştırılarak kapatıldığında, o lob vücuttan çıkarılırken komşuluğundaki diğer sağlıklı lobların kan dolaşımı ve havalanması bu işlemden olumsuz etkilenmez. Böylece hastalıklı doku uzaklaştırılırken, kişinin yaşamını rahatça sürdürmesine yetecek sağlıklı akciğer kapasitesi korunmuş olur.

Anatomik bir lobektomi işlemi sırasında cerrahi olarak dikkatle ayrıştırılan temel yapılar şunlardır:

  • Lober pulmoner arter dalları
  • Lober pulmoner ven
  • Lober bronş yolu
  • Lob içi ve çevresi lenf bezleri
  • Lobları birbirinden ayıran fissür hatları
  • Visseral plevra (akciğer zarı)

Lobektomi Nedir ve Diğer Akciğer Ameliyatlarından Farkları Nelerdir?

Akciğer cerrahisinde yapılacak işlemin büyüklüğü belirlenirken iki temel hedef arasında hassas bir denge kurulur. Bir yandan hastalığın geride kalıntı bırakmadan temizlenmesi amaçlanırken, diğer yandan hastanın ameliyat sonrasında merdiven çıkarken veya yürürken nefes darlığı çekmemesi için mümkün olduğunca fazla sağlıklı doku korunmaya çalışılır. Bu doğrultuda lobektomi, daha küçük çaplı doku alımları ile akciğerin bütünüyle alınması arasında dengeli bir noktada durur.

Daha küçük çaplı işlemlerden biri olan “kama (wedge) rezeksiyon”, akciğerin anatomik sınırlarını takip etmeden sadece hastalıklı bölgenin küçük bir üçgen dilim şeklinde kesilip çıkarılmasıdır. Sağlıklı dokuyu büyük ölçüde korusa da tümör hücrelerinin lob içindeki lenf kanallarına yayılma ihtimali bulunan durumlarda bu yöntem yetersiz kalabilir. Bir diğer yöntem olan “segmentektomi” ise lobun içindeki daha küçük alt birimlerin damar ve bronşlarıyla çıkarılmasıdır. Özellikle iki santimetreden küçük, akciğerin dış kısımlarına yerleşmiş erken evre lezyonlarda veya solunum kapasitesi kısıtlı hastalarda lobektomiye iyi bir alternatif oluşturur.

Cerrahi yelpazenin en geniş ucunda ise “pnömonektomi”, yani sağ veya sol akciğerin bütünüyle çıkarılması yer alır. Hastalık ana nefes borusuna veya akciğerin ana damar köküne çok yakın olduğunda başvurulan bu geniş çaplı girişim, sağ kalp üzerindeki yükü artırdığı ve solunum rezervini belirgin şekilde azalttığı için yalnızca zorunlu hallerde tercih edilir. Lobektomi ise hem lob içindeki lenf yollarını temizleyerek güçlü bir onkolojik kontrol sağlar hem de geride çalışan sağlıklı loblar bırakarak solunum dengesini destekler.

Göğüs cerrahisinde hastalığın yayılımına göre uygulanan başlıca rezeksiyon türleri aşağıdaki gibidir:

  • Kama (wedge) rezeksiyon
  • Anatomik segmentektomi
  • Standart tekli lobektomi
  • Bilobektomi (sağda iki lobun alınması)
  • Bronş koruyucu (sleeve) lobektomi
  • Pnömonektomi (tek akciğerin alınması)

Akciğer Kanserinde Lobektomi Hangi Durumlarda Yapılır?

Göğüs cerrahisi pratiğinde lobektomi ameliyatına en sık küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) tedavisinde başvurulur. Hastalığın henüz uzak organlara yayılmadığı Evre I ve Evre II dönemlerinde, ayrıca cerrahi sınırların güvenli şekilde temizlenmesine olanak tanıyan seçilmiş Evre IIIA tümörlerde lobektomi standart cerrahi yaklaşım olarak kabul edilir.

Hastaların ve hasta yakınlarının aklına sıkça “Tümör sadece birkaç santimetre büyüklüğündeyse neden yalnızca kitle değil de koca bir lob alınıyor?” sorusu gelir. Uzun yıllara dayanan klinik araştırmalar, akciğer tümörlerinin sadece gözle görülen kitleden ibaret olmadığını, aynı lobun içindeki mikroskobik lenf ağlarına ve bölgesel lenf bezlerine sinsi şekilde hücre gönderebildiğini ortaya koymuştur. Sadece kitlenin etrafından küçük bir parça alındığında, hastalık bir süre sonra aynı bölgede yeniden nüksedebilir.

Lobektomi sırasında ilgili lob, içindeki tüm lenf kanalları ve göğüs boşluğundaki bölgesel lenf bezleriyle birlikte çıkarıldığı için hastalığın lokal olarak tekrarlama riski belirgin ölçüde düşer. Erken evrede yakalanan ve uygun cerrahi sınırlarla lobektomi uygulanan Evre 1A hastalarında beş yıllık sağkalım oranlarının oldukça yüksek seviyelerde seyrettiği bilinmektedir. Ayrıca daha yavaş seyirli nöroendokrin tümörlerde ve vücudun başka bir yerindeki kanseri kontrol altına alınmış hastaların tek bir akciğer lobuna sınırlı metastazlarında da bu yöntem başarıyla uygulanır.

Kanser tedavisi kapsamında lobektomi planlanan başlıca klinik tablolar şunlardır:

  • Evre I küçük hücreli dışı akciğer kanseri
  • Evre II küçük hücreli dışı akciğer kanseri
  • Cerrahiye uygun seçilmiş Evre IIIA tümörler
  • Tipik karsinoid tümörler
  • Seçilmiş atipik karsinoid tümörler
  • Başka organ kanserlerinin tekil akciğer metastazları

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için yandaki butona tıklamanız yeterli. Profesyonel ekibimiz sizinle hemen iletişime geçecektir.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

whatsapp

Kanser Dışı Hastalıklarda Lobektomi Ne Zaman Gerekli Olur?

Lobektomi yalnızca kanser hastalarına uygulanan bir prosedür değildir. Akciğer dokusunun geçirilmiş ağır enfeksiyonlar veya doğumsal nedenlerle kalıcı olarak tahrip olduğu, artık nefes alıp vermeye katkı sağlamadığı ve tam aksine vücut için sürekli bir enfeksiyon veya kanama kaynağı haline geldiği iyi huylu hastalıklarda da cerrahi müdahale gündeme gelir.

Bu hastalıkların başında “bronşektazi” gelir. Bronşektazide bronş duvarlarındaki kas ve esnek dokular kalıcı olarak bozulur, hava yolları genişler ve içlerinde sürekli balgam birikir. İlaç tedavilerine rağmen sık sık tekrarlayan zatürre atakları, akciğer apsesi gelişimi veya öksürükle birlikte ağızdan bol miktarda kan gelmesi (hemoptizi) durumunda, genellikle sol alt lobda kümelenen bu hasarlı dokunun çıkarılması hastanın yaşam kalitesini koruyan önemli bir adımdır.

Benzer şekilde geçmişte ilaçlarla tedavi edilmiş ancak akciğerde büyük oyuklar (kaviteler) veya harabe bir lob bırakmış tüberküloz sekellerinde de dirençli bakteri odaklarını ve kanama riskini azaltmak için cerrahiye başvurulur. Bazen bu eski tüberküloz veya amfizem boşluklarının içine “Aspergillus” cinsi mantarlar yerleşerek mantar topları (aspergilloma) oluşturur. Bu oyukların içinde damar yapısı bulunmadığından ağızdan veya damardan verilen mantar ilaçları içeriye yeterince ulaşamaz ve ciddi kanamaları önlemek adına lobektomi yapılması gerekir. Ayrıca sağlıklı akciğer dokusuna baskı yaparak nefes almayı zorlaştıran dev amfizem balonları (büller) ve doğumsal akciğer kistleri de cerrahi ile tedavi edilen diğer durumlardır.

Kanser dışı nedenlerle lobektomi uygulanmasını gerektirebilen başlıca hastalıklar aşağıdaki gibidir:

  • İlaç tedavisine dirençli lokalize bronşektazi
  • Hayatı tehdit eden akciğer kanamaları (masif hemoptizi)
  • Kalıcı doku yıkımı bırakan tüberküloz sekelleri
  • Akciğer kavitelerine yerleşmiş mantar topları (aspergilloma)
  • Sağlıklı parankime bası yapan dev amfizem bülleri
  • Doğumsal pulmoner hava yolu malformasyonları
  • Bronkopulmoner sekestrasyon olguları
  • Bronş lümenini tıkayan büyük boyutlu hamartomlar

Lobektomi Öncesinde Hangi Solunum ve Kalp Testleri Uygulanır?

Ameliyat kararı alınmadan önce her hastanın kalp ve akciğer rezervi basamaklı protokollerle incelenir. Buradaki temel amaç hastalıklı lob çıkarıldıktan sonra geriye kalan akciğer dokusunun hastaya günlük yaşamında yetip yetmeyeceğini ameliyat öncesinde öngörmektir.

İlk aşamada hastaya solunum fonksiyon testi (spirometri) yapılarak derin bir nefes aldıktan sonra ilk bir saniye içinde ne kadar güçlü nefes verebildiği ölçülür. Bunun yanında karbonmonoksit difüzyon testi (DLCO) ile akciğerlerdeki havanın kılcal damarlara geçme kapasitesi değerlendirilir. Lobektomi işlemi doğası gereği gaz değişim kapasitesinde belli oranda fizyolojik bir azalmaya yol açar. Eğer hastanın ameliyat öncesi solunum ve difüzyon değerleri beklenen normal sınırların yüzde 80’inin üzerindeyse, hasta cerrahi açıdan düşük riskli kabul edilir ve standart hazırlıklara geçilir.

Değerleri bu sınırın altında kalan hastalarda ise daha detaylı hesaplamalar yapılır. Akciğerdeki toplam çalışan segment sayısı üzerinden, çıkarılacak lobun segmentleri düşülerek ameliyat sonrasında hastada kalacak tahmini solunum kapasitesi öngörülür. Ayrıca özellikle uzun yıllar tütün ürünü kullanmış hastalarda koroner damar hastalıkları eşlik edebileceği için kalp ultrasonografisi (ekokardiyografi) ve kardiyak risk değerlendirmeleri rutin olarak tamamlanır.

Ameliyat öncesinde hastanın fizyolojik durumunu ve hastalık evresini görmek için yapılan başlıca tetkikler şunlardır:

  • Standart solunum fonksiyon testi (spirometri)
  • Karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCO) testi
  • İlaçlı göğüs bilgisayarlı tomografisi (Toraks BT)
  • Tüm vücut PET-CT görüntülemesi
  • Transtorasik ekokardiyografi (EKO)
  • Kantitatif ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi
  • Kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET)
  • Endobronşiyal ultrasonografi (EBUS)

Lobektomi İçin Riskli Bulunan Hastalarda Hangi Alternatifler Değerlendirilir?

Yapılan ilk solunum ölçümlerinde ameliyat sonrası tahmini değerleri sınırda veya düşük çıkan hastalar hemen ameliyat şansını kaybetmez; bu grupta ileri fonksiyonel testlere başvurulur. Örneğin kantitatif ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi ile akciğerin her bir bölgesinin ne kadar kanlandığı ve havalandığı haritalandırılır. Eğer çıkarılması planlanan hastalıklı lob zaten tümör veya enfeksiyon yüzünden işlevini yitirmişse, o lobun alınması hastanın genel nefes kapasitesinde korkulan düşüşe yol açmayabilir.

Bunun yanı sıra kardiyopulmoner egzersiz testi uygulanarak hastanın efor sırasında kullandığı maksimum oksijen miktarı ölçülür. Tüm bu incelemeler neticesinde hastanın solunum rezervinin tam bir lobektomiyi kaldıramayacağı anlaşılırsa, hastayı riske atmamak adına tedavi planı esnetilir. Bu gibi durumlarda sadece ilgili alt birimin alındığı anatomik segmentektomi yapılabilir ya da cerrahi dışı yöntemler olan nokta atışı radyoterapi (SBRT) ve radyofrekans ablasyon gibi girişimsel tedaviler tercih edilir.

Ayrıca kanser hastalarında ameliyat öncesinde göğüs boşluğundaki lenf bezlerinde tutulum şüphesi varsa, EBUS adı verilen ultrasonlu bronkoskopi veya mediastinoskopi ile biyopsi alınarak evreleme doğrulanır. Böylece gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçilir ve tüm süreç çok branşlı konseylerde karara bağlanır.

Yüksek riskli veya karmaşık vakalarda tedavi stratejisini belirleyen multidisipliner konsey üyeleri aşağıdaki gibidir:

  • Göğüs cerrahisi uzmanları
  • Göğüs hastalıkları uzmanları
  • Medikal onkoloji hekimleri
  • Radyasyon onkolojisi uzmanları
  • Radyoloji ve nükleer tıp uzmanları
  • Patoloji hekimleri
  • Kardiyoloji ve anestezi uzmanları

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için yandaki butona tıklamanız yeterli. Profesyonel ekibimiz sizinle hemen iletişime geçecektir.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

whatsapp

Açık Lobektomi Ameliyatı Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

Göğüs cerrahisinde lobektomi ameliyatları açık cerrahi, kapalı (VATS) veya robotik (RATS) yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Geleneksel açık ameliyat olan torakotomi, göğüs kafesinin yan veya arka-yan duvarından yapılan yaklaşık 7 ila 20 santimetrelik bir kesi üzerinden uygulanır. Bu işlem sırasında kaburgaların arasına özel bir ayırıcı alet (ekartör) yerleştirilerek cerrahın göğüs boşluğuna doğrudan ulaşması sağlanır.

Günümüzde kapalı yöntemler çok gelişmiş olsa da açık torakotominin cerraha sunduğu önemli bir özellik vardır: Cerrah dokuları ve damarları doğrudan iki eliyle hissedebilir ve geniş bir görüş alanına sahip olur. Özellikle büyük boyutlara ulaşmış, göğüs duvarına veya kaburgalara doğru yayılmış (T3-T4) tümörlerde, geçmişte geçirilmiş ağır enfeksiyonlar nedeniyle akciğerin göğüs duvarına sıkıca yapıştığı durumlarda açık cerrahi güvenli bir çalışma alanı temin eder.

Aynı zamanda ana bronşun veya ana damarın bir kısmının kesilip uç uca yeniden dikilmesini gerektiren “sleeve” (koruyucu) rezeksiyonlarda da açık yöntem sıklıkla tercih edilir. Ancak kaburgaların mekanik olarak açılması ve kaburga altı sinirlerin baskıya maruz kalması nedeniyle ameliyat sonrası ağrı kapalı yöntemlere göre daha belirgin olabilir, solunum mekaniğinin toparlanması biraz daha zaman alabilir ve hastanede kalış süresi ortalama 5 ila 7 gün civarında seyreder.

Açık torakotomi yaklaşımıyla lobektomi yapılmasını gerektirebilen başlıca durumlar şunlardır:

  • Göğüs duvarı veya kaburga tutulumu olan tümörler
  • Yoğun plevral yapışıklık ve kireçlenme varlığı
  • Ana bronş veya damar onarımı gerektiren vakalar
  • Kalp ve ana damarlara yakın büyük kitleler
  • Kapalı ameliyat sırasında gelişen anatomik zorluklar
  • Göğüs boşluğu içinde kontrolü güç kanama riski

Kapalı Yöntemle (VATS) Lobektomi Hastalara Ne Gibi Avantajlar Sağlar?

Video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS), göğüs kafesini genişçe açmadan ve kaburgaların arasına metal ayırıcı yerleştirmeden yapılan modern kapalı ameliyat tekniğidir. Bu yöntemde kaburgalar arasından açılan 1 ila 4 santimetrelik tek bir kesiden (uniportal) ya da iki-üç küçük kesi noktasından göğüs boşluğuna yüksek çözünürlüklü bir kamera ve ince, uzun cerrahi aletler ilerletilir. Cerrah tüm damar ve bronş ayırma işlemlerini büyük ekranlardaki büyütülmüş görüntüler eşliğinde gerçekleştirir.

Geniş hasta gruplarında yapılan klinik çalışmalar VATS lobektominin kanser cerrahisi prensiplerinden ve lenf bezi temizliğinden ödün vermeden oldukça güvenli sonuçlar sağladığını göstermiştir. Kaburgaların zorlanmaması ve göğüs kaslarının geniş ölçüde kesilmemesi, hastanın ameliyat sonrasında hissettiği ağrıyı büyük oranda azaltır. Vücuttaki iltihabi yanıt daha hafif seyreder ve ameliyat sırasında kan nakli ihtiyacı oldukça düşük oranlarda kalır.

Hastalar daha az ağrı duydukları için ameliyat sonrasında çok daha rahat derin nefes alabilir, balgamlarını kolayca öksürüp çıkarabilir ve erken dönemde yürüyüşe başlayabilirler. Ortalama hastanede yatış süresinin 3 ila 4 güne kadar inmesi, hastanın genel vücut direncini korur. Bu durum özellikle ameliyat sonrasında koruyucu kemoterapi alması gereken hastaların tedavilerine zamanında başlama ve kemoterapi sürecini yarıda bırakmadan tamamlama oranlarını açık cerrahiye kıyasla belirgin şekilde artırır.

Kapalı yöntemle uygulanan VATS lobektomi ameliyatının sağladığı başlıca kazanımlar aşağıdaki gibidir:

  • Kaburga ekartörü kullanılmaması ve sinirlerin korunması
  • Küçük cerrahi kesiler ve daha az doku travması
  • Ameliyat sonrası ağrı kesici ihtiyacının azalması
  • Düşük kan kaybı ve azalmış transfüzyon gereksinimi
  • Ortalama üç ila dört güne inen hastane yatışı
  • Günlük fiziksel aktivitelere daha hızlı dönüş
  • Ameliyat sonrası kemoterapi sürecine yüksek uyum

Robotik Lobektomi (RATS) Teknolojisi Nasıl Uygulanır?

Robotik yardımlı torasik cerrahi (RATS), kapalı akciğer ameliyatlarının ulaştığı ileri teknolojik basamaklardan biridir. Bu yöntemde ameliyatı kendi başına yapan bağımsız bir cihaz söz konusu değildir; tüm kontrol ameliyat masasının hemen yanındaki özel bir konsolda oturan cerrahın elindedir. Genellikle göğüs duvarına açılan 1-2 santimetrelik dört küçük delikten robotik kollar yerleştirilir ve içeriye verilen düşük basınçlı karbondioksit gazı sayesinde akciğer dokusu nazikçe kenara itilerek geniş bir çalışma sahası oluşturulur.

Robotik sistemin cerraha sunduğu önemli avantajlardan biri, konsol ekranındaki üç boyutlu (3D) ve yüksek büyütmeli derinlik algısıdır. Bu görüntü kalitesi sayesinde en ince damar dalları ve sinir lifleri net biçimde ayırt edilebilir. Ayrıca robotik kolların ucundaki enstrümanlar, insan el bileğinin dönme sınırlarını aşan çok açılı hareket kabiliyetine (EndoWrist) sahiptir ve cerrahın elindeki doğal fizyolojik titremeleri filtreleyerek ortadan kaldırır.

Bu yüksek hareket esnekliği ve hassasiyet, özellikle nefes borusunun çatallandığı derin bölgelerdeki (subkarinal alan) ve ana damarların çevresindeki lenf bezlerinin güvenli şekilde temizlenmesini kolaylaştırır. Son yıllarda uygun vakalarda kaburga aralıklarına hiç girmeden, doğrudan iman tahtasının alt ucundan (subksifoid bölge) girilerek yapılan robotik yaklaşımlar da kaburga altı sinir hasarını azaltmak amacıyla uygulanabilmektedir.

Robotik lobektomi platformunun cerrahi süreçte öne çıkan teknik özellikleri şunlardır:

  • Üç boyutlu ve büyütülmüş derinlikli görüntüleme
  • Çok açılı dönebilen esnek robotik enstrümanlar
  • Fizyolojik el titremesini sönümleyen güvenlik filtresi
  • Karbondioksit desteğiyle genişletilmiş çalışma alanı
  • Derin mediastinal lenf bezlerine yüksek erişim kolaylığı
  • Kaburga sinirlerini koruyan alternatif giriş seçenekleri

Lobektomi Sonrası Hastanede İyileşme Süreci Nasıl İlerler?

Günümüzde lobektomi ameliyatlarından sonra hastaların toparlanma süreci, cerrahi stresin vücut üzerindeki etkilerini azaltmayı amaçlayan Hızlandırılmış İyileşme Protokolleri (ERAS) çerçevesinde yönetilir. Bu sürecin en önemli ayağını etkili ağrı kontrolü oluşturur. Hastayı uyku haline sokan ve solunumunu yüzeyelleştiren ağır narkotik ağrı kesiciler yerine; sırt bölgesinden veya kaburga aralarından uygulanan bölgesel sinir blokajları tercih edilir.

Ağrısı kontrol altında olan hasta, genellikle ameliyat günü veya hemen ertesi sabah hemşire ve fizyoterapist eşliğinde ayağa kaldırılarak yürütülür. Erken dönemde yataktan çıkmak; bacak toplardamarlarında pıhtı oluşmasını, akciğer sönmesini ve kas gücü kaybını önlemede büyük rol oynar. Aynı zamanda hastaya “triflow” adı verilen üç toplu solunum egzersiz cihazı verilerek saat başı nefes egzersizleri yaptırılır.

Ameliyat sırasında ve sonrasında hastaya damardan verilen sıvı miktarı da özenle sınırlandırılır; çünkü aşırı sıvı yüklemesi kalan akciğer dokusunda ödem gelişmesine zemin hazırlayabilir. Ameliyat sonunda göğüs boşluğunda birikebilecek hava ve sıvıyı dışarı almak için yerleştirilen göğüs tüpü, hava kaçağı durduğunda ve gelen sıvı miktarı normal seviyelere indiğinde çoğunlukla ikinci veya üçüncü günde çekilerek hasta taburculuğa hazırlanır.

Hastanede yatış sürecinde sağlıklı ve hızlı toparlanmayı destekleyen temel uygulamalar aşağıdaki gibidir:

  • Bölgesel sinir blokajları ile çok yönlü ağrı yönetimi
  • Ameliyat sonrası ilk gün başlayan yürüyüş programı
  • Triflow cihazı ile düzenli derin nefes egzersizleri
  • Etkili öksürme ve balgam sökücü solunum fizyoterapisi
  • Akciğer ödemini önleyen dengeli sıvı kısıtlaması
  • Göğüs tüpünün uygun zamanda sonlandırılması

Lobektomi Ameliyatının Olası Riskleri ve Yan Etkileri Nelerdir?

Her büyük cerrahi girişimde olduğu gibi lobektomi ameliyatının da kendine özgü bazı potansiyel riskleri bulunur; ancak deneyimli göğüs cerrahisi merkezlerinde ameliyat sonrası ilk otuz günlük hayati risk oranları binde 8 ile yüzde 1.5 gibi düşük seviyelerdedir. Olası durumların önceden bilinmesi, erken müdahale ve güvenli takip açısından önem taşır.

Ameliyat sonrasında en sık karşılaşılan durum akciğerin kesilip dikilen yüzeylerinden kaynaklanan ve beş ila yedi günden uzun süren “uzamış hava kaçağı” tablosudur. Özellikle akciğer dokusu amfizem veya KOAH nedeniyle esnekliğini kaybetmiş hastalarda görülen bu durum çoğunlukla göğüs tüpü takibi ve solunum egzersizleriyle kendiliğinden kapanır. Bir diğer olası durum akciğer damar yatağının daralması ve cerrahi uyarım nedeniyle gelişebilen geçici kalp ritim bozukluklarıdır (atriyal fibrilasyon); bu tablo ilaç tedavisiyle kontrol altına alınır.

Eğer hasta ağrı nedeniyle yeterince öksüremez ve balgamını atamazsa, kalan akciğer loblarında sönme (atelektazi) veya zatürre gelişebilir. Bu durumda yoğun solunum fizyoterapisi ve gerekirse bronkoskopi ile balgam temizliği yapılır. Nadir olarak ameliyat sahasına komşu sinirlerin etkilenmesine bağlı ses kısıklığı veya diyafram yükselmesi görülebilir. Çok nadir gelişen ancak ciddi takip gerektiren bronş dikiş hattı açılması (bronkoplevral fistül) ve göğüs boşluğu iltihabı (ampiyem) ise hızlı cerrahi ve tıbbi müdahale gerektirir.

Lobektomi ameliyatı sonrasında gelişebilecek başlıca tıbbi komplikasyonlar şunlardır:

  • Beş günü aşan uzamış hava kaçakları
  • Ameliyat sonrası kalp ritim düzensizlikleri
  • Balgam birikimine bağlı akciğer sönmesi (atelektazi)
  • Akciğer enfeksiyonu ve zatürre gelişimi
  • Sol üst lob cerrahisi sonrası geçici ses kısıklığı
  • Diyafram siniri etkilenmesine bağlı diyafram yükselmesi
  • Bronş güdüğünde açılma (bronkoplevral fistül)
  • Plevral boşlukta enfeksiyon birikimi (ampiyem)

Lobektomi Sonrasında Evde Yaşam ve Solunum Kapasitesi Nasıl Etkilenir?

Ameliyat kararı alan hastaların en çok endişe ettiği konuların başında, bir lob alındıktan sonra göğüs kafesinin içinde boşluk kalıp kalmayacağı ve nefes darlığı çekip çekmeyecekleri gelir. İnsan vücudu bu yeni duruma uyum sağlama konusunda oldukça gelişmiş mekanizmalara sahiptir. Hastalıklı lob çıkarıldıktan sonra oluşan boşluk öylece kalmaz; aynı taraftaki geride kalan sağlıklı akciğer lobları zamanla esneyip genişleyerek (kompansatuar hiperinflasyon) bu alanı büyük ölçüde doldurur.

Buna ek olarak o taraftaki diyafram kası bir miktar yukarı doğru yükselir ve göğüs kafesinin orta hattındaki yapılar hafifçe ameliyat tarafına doğru kayarak boşluğun doğal yollarla kapanmasına yardımcı olur. Ameliyatı takip eden ilk birkaç haftada merdiven çıkarken veya hızlı yürürken hafif bir nefes darlığı hissedilmesi olağan bir süreçtir.

Kalan akciğer dokusunun yeni kapasitesine uyum sağlaması için hastanın taburculuk sonrasında aktif bir yaşam sürmesi büyük önem taşır. Düzenli yürüyüşler yapmak, verilen nefes egzersizlerini aksatmamak ve tütün dumanından uzak durmak solunum kapasitesinin birkaç ay içinde toparlanmasını sağlar.

Taburculuk sonrasında evde iyileşme sürecini desteklemek için dikkat edilmesi gereken başlıca öneriler aşağıdaki gibidir:

  • Sigara ve her türlü tütün dumanından uzak kalınması
  • Her gün açık havada düzenli yürüyüşler yapılması
  • Evde solunum egzersizi cihazının kullanılmaya devam edilmesi
  • Protein açısından zengin ve dengeli bir beslenme düzeni
  • İlk aylarda ağır eşya kaldırmaktan kaçınılması
  • Tozlu ve havasız ortamlarda bulunulmaması
  • Planlanan doktor ve röntgen kontrollerinin aksatılmaması

Doğru hasta seçimi, ameliyat öncesi solunum rezervinin dikkatle ölçülmesi ve hastalığın yapısına uygun cerrahi tekniğin belirlenmesi, lobektomi sürecinin başarısını doğrudan etkiler. Özellikle kapalı ve robotik cerrahi yöntemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte hastalar ameliyat sürecini daha konforlu geçirmekte, göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları ve onkoloji uzmanlarının ortak takibi sayesinde sağlıklarına kavuşarak günlük yaşamlarına güvenle dönebilmektedir.

Sıkça sorulan sorular

Lobektomi, akciğerin anatomik loblarından birinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Genellikle akciğer kanseri tedavisinde uygulanır. Bazı iyi huylu tümörler, bronşektazi ve sınırlı enfeksiyonlarda da tercih edilebilir. Sağlıklı akciğer dokusu korunmaya çalışılır.
Lobektomi genel anestezi altında açık cerrahi, video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) veya robotik cerrahiyle yapılabilir. Hastalıklı akciğer lobunun damarları ve bronşu ayrılarak lob çıkarılır. Uygun yöntem hastanın durumuna göre belirlenir.
Lobektomi ameliyatı genellikle 2–4 saat sürer ancak cerrahi yöntem ve hastalığın özellikleri süreyi etkileyebilir. Hastanede kalış çoğunlukla 3–7 gün arasında değişir. Hava kaçağı veya başka komplikasyonlar gelişirse yatış süresi uzayabilir.
Lobektomide akciğerin bir lobu tamamen çıkarılırken segmentektomide lobun yalnızca belirli bir anatomik bölümü alınır. Segmentektomi daha fazla akciğer dokusu koruyabilir. Tercih, tümörün özelliklerine ve solunum kapasitesine göre yapılır.
Lobektomi, özellikle erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde değerlendirilen cerrahi yöntemlerden biridir. Tümörün büyüklüğü, yerleşimi, lenf bezlerinin durumu ve hastanın solunum fonksiyonları incelenerek ameliyata uygunluk belirlenir.
Lobektomi sonrasında kanama, enfeksiyon, uzamış hava kaçağı, zatürre, kalp ritim bozuklukları ve solunum sorunları gelişebilir. Komplikasyon riski hastanın genel sağlık durumuna, mevcut akciğer hastalıklarına ve uygulanan cerrahi yönteme göre değişir.
Lobektomi sonrası iyileşme genellikle birkaç hafta sürer ancak tam toparlanma daha uzun zaman alabilir. İlk günlerde ağrı, yorgunluk ve hareket kısıtlılığı görülebilir. Solunum egzersizleri, düzenli yürüyüş ve doktor kontrolleri iyileşmeyi destekler.
Lobektomi sonrasında akciğer kapasitesinin azalmasına bağlı nefes darlığı görülebilir. Şikâyetlerin düzeyi çıkarılan loba ve kalan akciğer dokusunun sağlığına bağlıdır. Solunum rehabilitasyonu zamanla fiziksel kapasitenin artmasına yardımcı olabilir.
Kapalı lobektomi, uygun hastalarda daha küçük kesilerle uygulanabilir. Açık cerrahiye kıyasla ameliyat sonrası ağrının azalması, hastanede kalışın kısalması ve günlük yaşama daha erken dönüş gibi avantajlar sağlayabilir. Her hasta için uygun olmayabilir.
Lobektomi sonrasında sigaradan uzak durulmalı, yara bakımına dikkat edilmeli ve solunum egzersizleri sürdürülmelidir. Ağır aktiviteler doktor onayıyla başlatılmalıdır. Kontrollerde akciğerlerin iyileşmesi ve varsa hastalığın seyri değerlendirilir.

Blog Yazıları

Akciğer Zarı Kanseri Olanların Yorumları ve Tedavi Deneyimleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Akciğer Zarı [...]

Pnömotoraks Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Pnömotoraks Ameliyatı [...]

Timoma Ameliyatı Olanların Yorumları ve Hasta Deneyimleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Timoma Ameliyatı [...]

Akciğer Kisti Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Akciğer Kisti [...]

Torasik Outlet Sendromu Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Torasik Outlet [...]

Akciğer Parankimi Nedir? Yapısı, Görevleri ve Hastalıkları

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğer Parankimi Nedir? Yapısı, [...]

Akciğerde Leke Neden Olur? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğerde Leke Neden Olur? [...]

Akciğer Ağrısı Neden Olur? Belirtileri ve Tedavisi

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğer Ağrısı Neden Olur? [...]