Robotik Göğüs Cerrahisi (RATS), göğüs kafesi içindeki hastalıkların cerrahi tedavisinde büyük kesiler yapılmadan, milimetrik giriş noktaları üzerinden gelişmiş bilgisayar destekli mekanik sistemlerle uygulanan modern bir kapalı ameliyat yöntemidir.
Toraks cerrahisinde güncel yaklaşımları şekillendiren bu minimal invaziv teknik, cerrahi işlemlerin vücut bütünlüğünü koruyarak gerçekleştirilmesine zemin hazırlar. Cerrahi prensiplerden ödün vermeden hastanın anatomik yapısına uyumlu çözümler üretir.
Teknolojik altyapı ile cerrahi deneyimin birleştiği bu disiplin, hassas göğüs boşluğunda milimetrik doğrulukla işlem yapılmasına imkan tanır. Çevre dokuların korunmasını merkeze alan yaklaşımı sayesinde klinik pratikte güvenilir bir tedavi standardı oluşturur.
Günümüzde bu cerrahi uygulama, hasta konforunu ve yaşam kalitesini destekleyen çağdaş tıp yöntemleri arasında önemli bir yere sahiptir.
| Ameliyatın Adı | Robotik Göğüs Cerrahisi (RATS – Robot-Assisted Thoracic Surgery) |
| Tıbbi Tanımı | Cerrah tarafından kontrol edilen robotik sistemle küçük kesilerden gerçekleştirilen göğüs cerrahisi yöntemidir. |
| Hangi Hastalıklarda Uygulanır? | Akciğer kanseri, akciğer nodülleri, mediasten tümörleri, timoma ve seçilmiş diğer göğüs hastalıklarında uygulanır. |
| Uygulanabilen Ameliyatlar | Lobektomi, segmentektomi, wedge rezeksiyon, mediasten kitlelerinin çıkarılması ve lenf nodu diseksiyonu. |
| Ameliyat Öncesi Değerlendirme | Toraks BT, solunum fonksiyon testleri, kan testleri ve gerektiğinde PET-BT ile kardiyak değerlendirme yapılır. |
| Anestezi Türü | Genel anestezi altında uygulanır. Akciğer ameliyatlarında genellikle tek akciğer ventilasyonu kullanılır. |
| Ameliyatın Uygulanışı | Göğüs duvarındaki küçük kesilerden kamera ve robotik aletler yerleştirilir. Cerrah, robotik kolları konsoldan kontrol ederek işlemi gerçekleştirir. |
| Ameliyat Süresi | Yapılan işleme göre genellikle 2–5 saat arasında değişebilir. |
| Hastanede Kalış Süresi | Akciğer rezeksiyonlarında genellikle 2–5 gündür. Komplikasyonlara göre uzayabilir. |
| Avantajları | Üç boyutlu görüntüleme, hassas cerrahi hareketler, küçük kesiler ve açık cerrahiye göre genellikle daha hızlı iyileşme sağlar. |
| RATS ve VATS Farkı | RATS’ta robotik kollar konsoldan yönetilirken VATS’ta cerrahi aletler doğrudan kullanılır. Her iki yöntem de minimal invazivdir. |
| Olası Komplikasyonlar | Kanama, enfeksiyon, uzamış hava kaçağı, pnömoni, ritim bozuklukları ve nadiren solunum yetmezliği gelişebilir. |
| Ameliyat Sonrası İyileşme | İyileşme süresi yapılan ameliyata bağlıdır. Günlük aktivitelere dönüş genellikle birkaç hafta içerisinde gerçekleşir. |
| Ameliyat Sonrası Takip | Yara iyileşmesi, solunum durumu ve gerektiğinde görüntüleme sonuçları değerlendirilir. |
| Genel Sonuç | RATS, uygun hastalarda göğüs hastalıklarının cerrahi tedavisini küçük kesilerden gerçekleştirmeye olanak sağlayan modern ve minimal invaziv bir yöntemdir. |
Alper Fındıkçıoğlu
1973 İstanbul doğumluyum. İlkokulu Erzincan İnönü İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi Erzurum Anadolu Lisesi’nde okudum. Üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1992–1998 yılları arasında tamamladım. Ardından İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde 1998–2003 yılları arasında ihtisas yaptım. Aynı hastanede 1 yıl uzman olarak çalıştım.
2004–2005 yıllarında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde vatani görevimi yerine getirdim. 2005 yılında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2014’te doçent, 2022’de profesör oldum.
2024 yılında Acıbadem Hastanesi’nde çalışmaya başladım.
Hakkımda WhatsAppRobotik Göğüs Cerrahisi (RATS) Nedir ve Nasıl Çalışır?
Göğüs cerrahisinde teknoloji denildiğinde hastaların aklına genellikle ameliyatı kendi başına planlayan ve yürüten bağımsız bir cihaz gelebilir. Ancak bu yöntem kendi kendine karar veren otonom bir mekanizma değildir. Sürecin başından sonuna kadar her aşama, alanında uzmanlaşmış bir göğüs cerrahının doğrudan ve kesintisiz kontrolü altında ilerler. Sistem, temel olarak cerrahın el hareketlerini algılayıp bunları milimetrik düzeyde küçülterek hastanın vücudundaki ince aletlere aktaran gelişmiş bir telemanipülasyon teknolojisidir.
Ameliyat esnasında tüm klinik kararlar, doku ayrıştırma işlemleri ve cerrahi planlamalar cerrah tarafından yönetilir. Göğüs kafesi; kalp, ana damarlar ve akciğerler gibi hayati organları koruyan sert bir kemik yapısına sahiptir. Böyle dar ve hassas bir alanda çalışırken robotik sistem, cerrahın el hareketlerini ölçeklendirerek olası fizyolojik el titremelerini süzgeçten geçirir ve cerrahi sahaya oldukça dengeli hareketler olarak yansıtır.
Bu cerrahi teknolojinin çalışma prensibini oluşturan temel unsurlar şunlardır:
- Eş zamanlı hareket aktarımı
- Titreme filtreleme teknolojisi
- Üç boyutlu optik görüntüleme
- Çok yönlü bilek hareket kabiliyeti
- Ergonomik cerrah kontrol konsolu
Robotik Göğüs Cerrahisi Sisteminin Temel Bileşenleri Nelerdir?
Ameliyathane ortamında yüksek mühendislik ile cerrahi pratiği bir araya getiren bu teknoloji, birbiriyle kablosuz veya fiber optik bağlantılar üzerinden haberleşen üç ana parçadan meydana gelir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan da Vinci X, Xi ve tek delikten girilmesine olanak tanıyan yeni nesil SP modelleri bu temel mimari üzerine kurulmuştur. Her bir parça, operasyonun güvenli ve koordineli bir şekilde yürütülmesinde ayrı bir görev üstlenir.
İlk unsur, steril ameliyat alanının birkaç metre dışında konumlandırılan cerrah konsoludur. Cerrah bu konsola ergonomik bir pozisyonda oturarak üç boyutlu ekran üzerinden ameliyat alanını izler ve el kumandaları ile ayak pedallarını kullanarak sistemi yönetir. İkinci unsur olan hasta başı ünitesi, ameliyat masasına yaklaştırılan ve hastanın göğüs boşluğuna yerleştirilen ince kanallara bağlanan robotik kolları taşır. Üçüncü unsur ise görüntü kulesidir. Bu kule, içerideki kameradan gelen görüntüleri işleyen bilgisayarları, enerji cihazlarını ve ameliyat ekibinin süreci takip ettiği ekranları barındırır.
Sistemin ameliyathanede yer alan ana donanım parçaları aşağıdaki gibidir:
- Cerrah yönetim konsolu
- Robotik kolları taşıyan hasta ünitesi
- Üç boyutlu endoskopik kamera
- Yüksek çözünürlüklü görüntüleme kulesi
- Elektrocerrahi enerji jeneratörleri
Robotik Göğüs Cerrahisi Ameliyatı Nasıl Gerçekleştirilir?
Operasyon süreci, hastanın ameliyathaneye alınarak genel anestezi altında uyutulmasıyla başlar. Göğüs cerrahisinin kendine has bir gerekliliği olarak hastanın nefes borusuna çift lümenli özel bir tüp yerleştirilir. Bu tüp sayesinde ameliyat edilecek taraftaki akciğer geçici olarak söndürülürken, hastanın diğer akciğeriyle güvenli bir şekilde nefes alıp vermesi sürdürülür. Ardından hastaya, müdahale edilecek bölgeye rahat ulaşılmasını sağlayan yan yatış pozisyonu verilir.
Hazırlıkların tamamlanmasının ardından kaburgaların arasındaki boşluklardan, genişliği genellikle 8 ile 12 milimetre arasında değişen birkaç küçük kesi yapılır ve buralara port adı verilen ince kanallar yerleştirilir. Hasta başı ünitesi masaya yaklaştırılarak robotik kollar bu kanallara kenetlenir. Tıbbi literatürde “docking” olarak adlandırılan bu kenetlenme işlemi tamamlandığında konsol başındaki cerrah operasyonu başlatır. Bu sırada hasta başında bekleyen ikinci bir cerrah, doku çekilmesi, aspirasyon yapılması ve cerrahi zımbaların yerleştirilmesi gibi aşamalarda konsoldaki cerraha eşlik eder.
Ameliyat sürecinde sırasıyla uygulanan temel adımlar şunlardır:
- Genel anestezi uygulaması
- Tek akciğer solunumuna geçilmesi
- Hastaya cerrahi pozisyon verilmesi
- Milimetrik giriş kanallarının açılması
- Robotik kolların kanallara kenetlenmesi
Robotik Göğüs Cerrahisi Sırasında Üç Boyutlu Görüntüleme Ne İşe Yarar?
Geleneksel kapalı ameliyatlarda cerrahlar, göğüs boşluğunun içini iki boyutlu düz televizyon ekranlarından izleyerek işlem yaparlar. İki boyutlu görüntülerde derinlik algısı bulunmadığı için dokuların birbirine olan mesafesini ve arka plandaki anatomik yapıları değerlendirmek ekstra bir tecrübe gerektirir. Robotik teknolojide kullanılan çift optikli özel kameralar ise cerraha gerçek anlamda üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü bir görüş alanı sunar.
Konsoldaki özel vizörden bakıldığında, operasyon sahası normal insan gözünün gördüğünden yaklaşık 10 ila 15 kat daha büyük ve derinlikli olarak algılanır. Bu görsel netlik, akciğerin içindeki ince atardamar ve toplardamar dallarının, bronş ağacının ve milimetrik sinir liflerinin çevredeki yağ ve lenf dokularından güvenli bir biçimde ayırt edilmesine yardımcı olur. Böylece damar yaralanması veya sinir hasarı gibi istenmeyen durumların önüne geçilmesi kolaylaşır.
Üç boyutlu büyütmeli görüntüleme altında korunan başlıca anatomik yapılar şunlardır:
- Pulmoner atardamar dalları
- Akciğer toplardamar yapıları
- Ana ve lobar bronş ağacı
- Diyaframı çalıştıran frenik sinir
- Ses tellerini uyaran vagus siniri
Robotik Göğüs Cerrahisi Yönteminde EndoWrist Teknolojisi Nasıl Katkı Sağlar?
Standart kapalı göğüs ameliyatlarında kullanılan cerrahi aletler genellikle uzun, düz ve bükülemeyen sert bir yapıya sahiptir. Cerrah bu düz aletlerle göğüs kafesinin dar ve derin köşelerine ulaşmaya çalışırken, aletler kaburgaların üzerine baskı yapabilir. Kaldıraç etkisi adı verilen bu durum kaburgalar arasındaki hassas sinirlerin ezilmesine ve ameliyat sonrasında hastanın belirgin bir ağrı hissetmesine yol açabilir.
Robotik sistemde kullanılan ve “EndoWrist” olarak isimlendirilen enstrümanlar ise uç kısımlarında minyatür eklemlere sahiptir. İnsan bileğinin hareket kabiliyetini aşan bu uçlar, 7 farklı yönde hareket edebilir ve kendi ekseni etrafında 540 derece dönebilir. Ayrıca son yıllarda geliştirilen tek portlu (SP) sistemler sayesinde, yaklaşık 2,5 santimetrelik tek bir kesiden tüm bu esnek kolların göğüs boşluğuna gönderilmesi de mümkün hale gelmiştir. Bu esneklik, kaburgalara baskı yapmadan dar açılarda doku ayrıştırılmasına ve dikiş atılmasına olanak tanır.
EndoWrist teknolojisinin cerrahi sahada sunduğu biyomekanik özellikler aşağıdaki gibidir:
- Yedi eksenli serbest hareket yeteneği
- Beş yüz kırk derece dönüş açısı
- Hareket ölçekleme ve küçültme sistemi
- Kaburgalar arası sinir basısının azaltılması
- Dar anatomik açılarda dikiş kolaylığı
Robotik Göğüs Cerrahisi Hangi Hastalıkların Tedavisinde Tercih Edilir?
Toplumda bu yöntemin yalnızca belirli bir hastalık grubu için kullanıldığı düşünülse de aslında göğüs boşluğu içinde yer alan iyi huylu ve kötü huylu pek çok patolojinin tedavisinde geniş bir kullanım alanı vardır. Bu teknoloji tek başına bir ameliyat adı değil; açık yöntemle yapılan pek çok işlemin küçük deliklerden gerçekleştirilmesini sağlayan ileri bir cerrahi erişim tekniğidir.
En sık kullanım alanı erken ve bölgesel ileri evre akciğer kanserleri olmakla birlikte iki akciğerin arasında kalan mediasten bölgesindeki kitlelerin ve kistlerin çıkarılmasında da sıklıkla tercih edilir. Bunların yanı sıra yemek borusu tümörleri, nefes kası olan diyaframın gevşemesi, omurga yanındaki sinir kökü tümörleri, göğüs duvarı lezyonları ve aşırı terleme gibi fonksiyonel bozuklukların cerrahi tedavisinde de güvenle uygulanabilmektedir.
Bu yöntemin klinik pratikte sıklıkla kullanıldığı hastalık grupları şunlardır:
- Küçük hücreli dışı akciğer kanserleri
- İyi huylu akciğer nodülleri
- Timus bezi tümörleri ve timomalar
- Mediastinal kistler ve kitleler
- Diyafram gevşekliği ve felci
- Yemek borusu kanserleri ve hastalıkları
Robotik Göğüs Cerrahisi ile Akciğer Kanseri Ameliyatları Nasıl Yapılır?
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin cerrahi tedavisinde temel hedef, tümörün bulunduğu akciğer dokusunu geride hastalık bırakmayacak şekilde onkolojik prensiplere uygun olarak çıkarmaktır. Bu amaçla en sık uygulanan anatomik rezeksiyon yöntemi lobektomidir. İnsan akciğeri sağ tarafta üç, sol tarafta ise iki ana loba ayrılır ve lobektomi işleminde tümörü barındıran lob bütünüyle çıkarılır.
Operasyon sırasında robotik kolların yüksek manevra kabiliyeti kullanılarak, ilgili lobu besleyen atardamar dalları, temiz kanı taşıyan toplardamarlar ve havayı ileten bronş yapısı tek tek ortaya konulur. Özellikle akciğer loblarının birbirine yapışık olduğu derin yarıklarda (fissür), damarların üzerindeki ince zarların soyulması robotik aletlerle oldukça kontrollü biçimde yürütülür. Ayrıştırılan bu damar ve bronş yapıları, özel cerrahi zımbalar veya klipsler yardımıyla kapatılarak kesilir ve serbestleşen akciğer lobu özel bir torba içinde dışarı alınır.
Akciğer kanseri cerrahisinde uygulanan temel anatomik girişimler aşağıdaki gibidir:
- Akciğerin bir lobunun alındığı lobektomi
- İki lobun birlikte alındığı bilobektomi
- Sadece hastalıklı segmentin alındığı segmentektomi
- Bronş koruyucu manşet rezeksiyonlar
- Kapsamlı lenf bezi temizliği
Robotik Göğüs Cerrahisi Yönteminde Segmentektomi ve Firefly Teknolojisi Nedir?
Son yıllarda tarama programlarının yaygınlaşmasıyla birlikte akciğer kanserleri çok daha erken evrelerde ve küçük boyutlarda yakalanabilmektedir. Tümör çapının iki santimetre ve altında olduğu erken evre hastalarda veya solunum kapasitesi bütün bir lobun alınmasını kaldıramayacak düzeyde kısıtlı olan kişilerde, sağlam akciğer dokusunu korumak amacıyla segmentektomi işlemi tercih edilir. Bu işlemde lobun tamamı yerine yalnızca tümörü içeren küçük anatomik alt birim çıkarılır.
Segmentektomi, lobektomiye kıyasla daha derinlerdeki ince damar ve bronş dallarının bulunmasını gerektirdiği için teknik açıdan oldukça hassas bir işlemdir. Robotik sistemde yer alan “Firefly” (yakın kızılötesi floresan görüntüleme) teknolojisi bu aşamada cerraha büyük bir rehberlik sunar. Hastaya damar yoluyla verilen indosiyanin yeşili adlı zararsız madde, kan akımı olan sağlam akciğer dokusunu kamera altında parlak yeşil renkte gösterirken, damarı bağlanmış olan hastalıklı segment karanlık kalır. Böylece iki doku arasındaki sınır net bir biçimde belirlenerek kesi işlemi gerçekleştirilir.
Parankim koruyucu segmentektomi işleminin öne çıkan özellikleri şunlardır:
- Sağlıklı akciğer dokusunun korunması
- Kızılötesi kamera ile sınır belirleme
- İndosiyanin yeşili boya kullanımı
- Milimetrik damar ve bronş ayrımı
- Solunum kapasitesi kısıtlı hastalara uygunluk
Robotik Göğüs Cerrahisi ile Lenf Bezi Temizliği Nasıl Uygulanır?
Akciğer kanseri ameliyatlarının başarısını belirleyen en önemli unsurlardan biri, göğüs boşluğu içindeki lenf bezlerinin ne kadar kapsamlı temizlendiğidir. Lenf bezleri, tümör hücrelerinin akciğer dışına yayılırken uğradığı ilk duraklardır. Doğru bir evreleme yapılabilmesi, ameliyat sonrasında hastanın kemoterapi veya radyoterapiye ihtiyaç duyup duymadığının anlaşılması ve hastalığın tekrarlama riskinin azaltılması için bu bezlerin çıkarılması büyük önem taşır.
Göğüs kafesi içindeki lenf istasyonları; ana nefes borusunun çevresinde, şah damarının altında, yemek borusunun komşuluğunda ve kalbin hemen arkasında oldukça derin ve dar açılarda yer alır. Robotik enstrümanların kıvrılabilen bilek yapısı, bu dar alanlara girerek lenf bezlerinin zedelenmeden, çevrelerindeki yağ dokusuyla birlikte bütün olarak (en-bloc) çıkarılmasına imkan tanır. Bu işlem sırasında komşu hayati damarların ve sinirlerin korunması üç boyutlu görüntü altında daha güvenli şekilde sağlanır.
Ameliyat sırasında rutin olarak temizlenen başlıca lenf bezi bölgeleri şunlardır:
- Ana bronşların altındaki subkarinal bölge
- Nefes borusu yanındaki paratrakeal istasyonlar
- Şah damarı komşuluğundaki aortopulmoner pencere
- Yemek borusu çevresindeki paraözofageal alan
- Akciğer girişindeki hiler lenf bezleri
Robotik Göğüs Cerrahisi Mediasten Kitleleri ve Myastenia Gravis Tedavisinde Nasıl Kullanılır?
Her iki akciğerin arasında, göğüs kemiğinin hemen arkasında ve kalbin önünde yer alan anatomik bölgeye ön mediasten adı verilir. Bu bölgede en sık timus bezinden kaynaklanan timoma adlı tümörler görülür. Ayrıca kas güçsüzlüğü ile seyreden nörolojik bir hastalık olan Myastenia Gravis’te de hastalık belirtilerini kontrol altına almak için timus bezinin çıkarılması (timektomi) gerekebilir. Geleneksel yaklaşımda bu bölgeye ulaşmak için göğüs kemiğinin boydan boya kesildiği açık ameliyatlar uygulanmaktadır.
Robotik yaklaşım ise göğüs kemiğini kesmeye gerek bırakmadan, göğüs yan duvarından açılan üç küçük delikten ön mediastene ulaşılmasını sağlar. Timoma ameliyatlarında tümör kapsülünün yırtılmaması ve hücrelerin etrafa yayılmaması için uygulanan “dokunmadan çıkarma” prensibi, robotik kolların hassas hareketleriyle dikkatlice uygulanır. Myastenia Gravis hastalarında ise sadece timus bezi değil boyun kökünden diyaframa kadar uzanan tüm mediastinal yağ dokuları çıkarılarak uzun dönemli nörolojik iyileşme hedeflenir.
Robotik timektomi ameliyatının hastalara sunduğu önemli kazanımlar aşağıdaki gibidir:
- Göğüs kemiğinin kesilmesine gerek kalmaması
- Tümör kapsülünün bütünlüğünün korunması
- Mediastinal yağ dokularının kapsamlı temizliği
- Her iki frenik sinirin görerek korunması
- Kemik iyileşmesi sürecinin ortadan kalkması
Robotik Göğüs Cerrahisi Yemek Borusu ve Diyafram Hastalıklarında Nasıl Uygulanır?
Akciğer ve timus bezi ameliyatlarının ötesinde, göğüs boşluğunun derinliklerinde yer alan diğer organların cerrahisinde de robotik teknoloji önemli kolaylıklar sağlar. Yemek borusu kanserlerinin cerrahi tedavisinde (özofajektomi), göğüs kafesi içinden geçen yemek borusunun nefes borusu ve ana şah damarından ayrıştırılması ve çevresindeki lenf bezlerinin temizlenmesi aşamaları robotik kollarla oldukça titiz bir şekilde yürütülür.
Bunun yanı sıra göğüs boşluğunun arka kısmında, omurganın hemen yanındaki olukta gelişen iyi huylu sinir tümörleri (nörojenik tümörler) ve doğuştan gelen bronkojenik veya perikardiyal kistler omurilikten çıkan sinir kökleri korunarak çıkarılabilir. Solunumun ana kası olan diyaframın felç olduğu ve yukarı doğru yükselerek akciğeri sıkıştırdığı durumlarda, diyaframın katlanarak gerginleştirilmesi (plikasyon) işlemi robotun dikiş atma kabiliyeti sayesinde kapalı olarak gerçekleştirilebilir.
Bu yöntemle gerçekleştirilebilen diğer ileri göğüs cerrahisi işlemleri şunlardır:
- Yemek borusu kanseri rezeksiyonları
- Diyafram katlama ve gerginleştirme ameliyatları
- Omurga yanı nörojenik tümör çıkarılması
- Doğumsal bronkojenik ve perikardiyal kist eksizyonu
- Aşırı terleme için sempatik sinir cerrahisi
Robotik Göğüs Cerrahisi ile Açık ve Standart Kapalı Ameliyatlar Arasındaki Farklar Nelerdir?
Göğüs cerrahisinde uygulanan üç temel yaklaşım olan açık cerrahi (torakotomi), standart kamera destekli kapalı cerrahi (VATS) ve robotik cerrahi arasında teknik ve klinik açıdan belirgin farklar bulunur. Açık cerrahide kaburgaların arasından yaklaşık 15 ila 25 santimetrelik bir kesi yapılır, sırt kasları kesilir ve kaburgalar metal bir ayırıcı (ekartör) ile gerilerek açılır. Bu durum cerraha doğrudan görüş ve el ile dokunma imkanı verse de hastada ameliyat sonrası belirgin bir ağrıya ve uzun bir iyileşme sürecine neden olur.
Standart kapalı cerrahi (VATS), büyük kesileri ortadan kaldırarak 1 ila 3 küçük delikten işlem yapılmasına olanak tanımıştır. Ancak VATS yönteminde görüntünün genellikle iki boyutlu olması ve kullanılan aletlerin bilek gibi bükülemeyen düz çubuklardan oluşması, özellikle dar ve derin açılarda manevra yapmayı zorlaştırabilir. Robotik yöntem ise kapalı cerrahinin küçük kesi avantajını, üç boyutlu derinlikli görüntü ve insan bileğinden daha esnek dönebilen aletlerle birleştirerek bu teknik kısıtlılıkları aşmayı amaçlar.
Üç cerrahi yöntemi birbirinden ayıran temel değerlendirme kriterleri şunlardır:
- Görüntü kalitesi ve derinlik algısı
- Cerrahi aletlerin eklem ve manevra kabiliyeti
- Ameliyat kesisinin boyutu ve doku hasarı
- Kaburga ayırıcı ekartör kullanım durumu
- Ameliyathane kurulum süreci ve donanım maliyeti
Robotik Göğüs Cerrahisi Yönteminin Hastalara Sağladığı Avantajlar Nelerdir?
Klinik araştırmalar ve karşılaştırmalı çalışmalar robotik yaklaşımla yapılan ameliyatların hem ameliyat esnasında hem de ameliyat sonrasında hastalara önemli faydalar sağladığını ortaya koymaktadır. Büyütülmüş üç boyutlu görüntü altında en küçük damarların dahi görülerek kapatılabilmesi sayesinde, ameliyat sırasındaki kan kaybı açık cerrahiye ve standart kapalı cerrahiye kıyasla oldukça düşük seviyelerde kalmaktadır. Buna paralel olarak hastaların kan nakline duyduğu ihtiyaç da belirgin biçimde azalmaktadır.
Göğüs duvarındaki büyük kasların kesilmemesi ve kaburgaların ekartörle zorlanmaması, ameliyat sonrası ağrının çok daha hafif seyretmesine yardımcı olur. Ağrısı az olan hasta, ameliyattan hemen sonra rahatça derin nefes alabilir ve öksürerek akciğerindeki salgıları temizleyebilir. Ayrıca ameliyattan üç ay sonra yapılan solunum fonksiyon testlerinde, hastaların solunum kapasitelerinin (FEV1 ve FVC değerleri) açık ameliyatlara göre çok daha iyi korunduğu görülmektedir. Bu durum özellikle KOAH gibi ek akciğer hastalığı bulunan kişiler için büyük bir avantajdır.
Hastaların tedavi sürecinde deneyimlediği başlıca klinik kazanımlar aşağıdaki gibidir:
- Ameliyat sırasında düşük kan kaybı
- Azalmış kan nakli gereksinimi
- Hafif seyreden ameliyat sonrası ağrı
- Solunum kapasitesinin daha iyi korunması
- Küçük yara izleri ve kozmetik iyileşme
- Kısalan göğüs tüpü kalış süresi
Robotik Göğüs Cerrahisi Sırasında Karşılaşılabilecek Riskler ve Sınırlılıklar Nelerdir?
İleri teknoloji ürünü olmasına karşın robotik cerrahinin de kendine özgü bazı teknik sınırlılıkları ve her cerrahi girişimde olduğu gibi olası riskleri mevcuttur. En önemli teknik kısıtlılık, cerrahın konsolda çalışırken dokunun sertliğini veya gerginliğini parmak uçlarında fiziksel olarak hissedememesidir (dokunsal geri bildirim eksikliği). Ancak deneyimli cerrahlar, üç boyutlu yüksek çözünürlüklü ekranda dokunun esnemesini ve damarların hareketini izleyerek bu durumu görsel algıyla dengelerler. Ayrıca sistemin kurulumu belirli bir ekip uyumu ve öğrenme süreci gerektirir.
Ameliyat sırasında veya sonrasında uzamış hava kaçağı, akciğer enfeksiyonu, kalp ritim bozuklukları, kanama veya sinir etkilenmeleri gibi genel göğüs cerrahisi komplikasyonları düşük oranlarda da olsa görülebilir. Nadiren, içerideki aşırı kireçlenmiş yapışıklıklar, tümörün ana damarlara beklenmedik yayılımı veya kontrolü zor bir kanama gelişmesi durumunda ameliyatın güvenliği için açık cerrahiye geçilmesi (konversiyon) gerekebilir. Açık ameliyata geçiş bir başarısızlık değil hasta güvenliğini ön planda tutan doğru bir cerrahi karardır.
Bu ameliyatlarda göz önünde bulundurulması gereken olası riskler ve sınırlılıklar şunlardır:
- Fiziksel dokunma hissinin bulunmaması
- Uzamış hava kaçağı ihtimali
- Ameliyat sonrası kalp ritim düzensizlikleri
- Port yerlerinde hafif sinir hassasiyeti
- Güvenlik amacıyla açık ameliyata geçiş olasılığı
Robotik Göğüs Cerrahisi Öncesinde Hasta Seçimi ve Hazırlık Süreci Nasıl İşler?
Cerrahi tedavinin başarısı, kullanılan teknoloji kadar doğru hastanın seçilmesine ve ameliyat öncesi hazırlıkların titizlikle yürütülmesine bağlıdır. Ameliyat planlanan hastalar; göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi ve radyoloji uzmanlarından oluşan multidisipliner bir tümör konseyinde değerlendirilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) ve PET-BT görüntülemeleri incelenerek tümörün boyutu, yeri ve lenf bezlerinin durumu ayrıntılı olarak analiz edilir.
Genellikle erken evre ve seçilmiş bölgesel ileri evre tümörler bu yöntem için uygundur. Ancak tümör çapının 6 santimetreden çok büyük olduğu, göğüs duvarına veya kalbe çıkan ana damarlara geniş yayılım gösteren vakalarda açık cerrahi tercih edilebilir. Ayrıca hastanın ameliyatı ve tek akciğer solunumunu kaldırıp kaldıramayacağını anlamak için kapsamlı solunum fonksiyon testleri, akciğerin gaz alışveriş kapasitesini ölçen DLCO testi ve kalp muayeneleri gerçekleştirilir.
Ameliyat öncesinde adaylığın belirlenmesi için yapılan temel tetkikler şunlardır:
- Yüksek çözünürlüklü ilaçlı akciğer tomografisi
- Tüm vücut taraması sağlayan PET-BT
- Solunum kapasitesini ölçen üfleme testleri
- Karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCO) ölçümü
- Ekokardiyografi ve kardiyolojik efor değerlendirmesi
Robotik Göğüs Cerrahisi Sonrası İyileşme Süreci ve Günlük Hayata Dönüş Nasıldır?
Ameliyat tamamlandıktan sonra hastaların iyileşme süreci, Hızlı İyileşme Protokolleri (ERAS) doğrultusunda yakından takip edilir. Ameliyat sırasında kaburgalar arasındaki sinirlere yapılan bölgesel uyuşturucu blokajlar ve damar yoluyla verilen ağrı kesiciler sayesinde hastalar oldukça konforlu bir uyanma dönemi geçirirler. Ağrının kontrol altında olması, hastanın anestezinin etkisi geçtikten birkaç saat sonra yatak kenarında oturmasına ve aynı gün içinde hemşire eşliğinde yürütülmesine olanak tanır.
Erken dönemde yürüyüş yapmak ve verilen solunum egzersiz cihazlarıyla (triflo) derin nefes çalışmaları yapmak, akciğerin yeniden genişlemesi için oldukça önemlidir. Ameliyat bölgesindeki sıvı ve havayı tahliye etmek için konulan tek bir ince göğüs tüpü, genellikle 24 ila 48 saat içinde çekilir. Açık ameliyatlarda 7 ila 10 günü bulan hastanede yatış süresi, bu yöntemde ortalama 2 ila 4 gün civarındadır. Taburcu olan hastalar ilk haftanın sonunda günlük hafif işlerini yapabilir ve ağır kaldırmamak koşuluyla yaklaşık 10 ila 15 gün içinde masa başı işlerine ve sosyal yaşamlarına dönebilirler.
Ameliyat sonrasında sağlıklı bir iyileşme dönemi için önerilen uygulamalar aşağıdaki gibidir:
- Ameliyat günü erken yürüyüşlere başlanması
- Solunum egzersiz aletlerinin düzenli kullanılması
- Öksürme egzersizleriyle balgamın temizlenmesi
- İlk haftalarda ağır kaldırmaktan kaçınılması
- Düzenli poliklinik kontrollerinin aksatılmaması
Sıkça sorulan sorular
Blog Yazıları
Akciğer Zarı Kanseri Olanların Yorumları ve Tedavi Deneyimleri
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Akciğer Zarı [...]
Eki
Pnömotoraks Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Pnömotoraks Ameliyatı [...]
Eki
Timoma Ameliyatı Olanların Yorumları ve Hasta Deneyimleri
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Timoma Ameliyatı [...]
Eki
Akciğer Kisti Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Akciğer Kisti [...]
Eki
Torasik Outlet Sendromu Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Torasik Outlet [...]
Eki
Akciğer Parankimi Nedir? Yapısı, Görevleri ve Hastalıkları
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğer Parankimi Nedir? Yapısı, [...]
Eyl
Akciğerde Leke Neden Olur? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğerde Leke Neden Olur? [...]
Eyl
Akciğer Ağrısı Neden Olur? Belirtileri ve Tedavisi
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğer Ağrısı Neden Olur? [...]
Eyl

