Sleeve pnömonektomi, akciğerin ana hava yollarına yerleşen ileri evre merkezi tümörleri temizlemek amacıyla hastalıklı akciğerin nefes borusu kavşağıyla birlikte çıkarıldığı ve kalan sağlam akciğerin nefes borusuna yeniden dikildiği üst düzey bir göğüs cerrahisi ameliyatıdır.

Standart yöntemlerle müdahale edilemeyen bu karmaşık vakalarda temel amaç solunum bütünlüğünü bozmadan kanserli dokuyu vücuttan uzaklaştırmaktır.

Hava yolunun yeniden inşa edildiği bu prosedür, yüksek cerrahi deneyim ve mikrocerrahi hassasiyeti gerektirir. Doğru hasta seçimiyle birleştiğinde, ameliyat şansı kalmadığı düşünülen olgularda bile solunum fonksiyonlarının sürdürülmesine olanak tanır.

Göğüs cerrahisinin en kapsamlı rekonstrüksiyon girişimlerinden biri olan bu yöntem merkezi yerleşimli kitlelerin tedavisinde kritik bir cerrahi çözüm oluşturur.

Ameliyatın Adı Sleeve Pnömonektomi (Karinal Pnömonektomi)
Tıbbi Tanımı Bir akciğerin tamamının, ana bronşun ve gerektiğinde karinanın bir bölümünün çıkarılarak trakeanın kalan ana bronşa anastomoz edilmesidir.
Ameliyatın Amacı Merkezi yerleşimli tümörün tamamen çıkarılması ve kalan akciğerin hava yolu devamlılığının sağlanmasıdır.
Hangi Hastalıklarda Uygulanır? Karina veya ana bronşa uzanan seçilmiş küçük hücreli dışı akciğer kanserleri, nadir trakeobronşiyal tümörler ve bazı lokalize hava yolu malignitelerinde uygulanabilir.
Ameliyat Öncesi Değerlendirme Toraks BT, PET-BT, bronkoskopi, solunum fonksiyon testleri, DLCO, kardiyak değerlendirme ve gerekli lenf nodu evrelemesi yapılır.
Anestezi Türü Genel anestezi uygulanır. Hava yolunun cerrahi olarak yeniden oluşturulması sırasında özel ventilasyon teknikleri gerekebilir.
Cerrahi Yöntem Genellikle açık cerrahiyle gerçekleştirilir. Seçilmiş merkezlerde minimal invaziv yöntemler de kullanılabilir.
Ameliyatın Uygulanışı Hastalıklı akciğer ve tutulan hava yolu bölümü çıkarılır. Ardından trakea, kalan akciğerin ana bronşuna dikilerek hava yolu yeniden oluşturulur.
Ameliyat Süresi Genellikle 4–8 saat sürebilir. Tümör yayılımı ve rekonstrüksiyonun karmaşıklığı süreyi etkiler.
Hastanede Kalış Süresi Komplikasyonsuz hastalarda yaklaşık 7–14 gün olabilir. Yoğun bakım takibi ve komplikasyonlar süreyi uzatabilir.
Sleeve Lobektomiden Farkı Sleeve lobektomide bir akciğer lobu çıkarılırken sleeve pnömonektomide akciğerin tamamı ve ilgili merkezi hava yolu bölümü çıkarılır.
Standart Pnömonektomiden Farkı Standart pnömonektomide akciğer çıkarılır ve ana bronş kapatılır. Sleeve pnömonektomide ek hava yolu rezeksiyonu ve trakeobronşiyal anastomoz yapılır.
Avantajları Uygun seçilmiş hastalarda, standart pnömonektomiyle temiz sınır elde edilemeyebilecek merkezi tümörlerin tamamen çıkarılmasını sağlayabilir.
Olası Komplikasyonlar Anastomoz ayrılması, bronş darlığı, bronkoplevral fistül, kanama, enfeksiyon, pnömoni, solunum yetmezliği ve kalp ritim bozuklukları gelişebilir.
Anastomoz Komplikasyonları Trakea ile kalan ana bronş arasındaki bağlantıda darlık, kaçak, doku iyileşme bozukluğu veya ayrılma meydana gelebilir.
Solunum Fonksiyonlarına Etkisi Bir akciğer tamamen çıkarıldığı için solunum rezervinde belirgin azalma olabilir. Kalan akciğerin fonksiyonları ameliyat sonrası yaşam kalitesini doğrudan etkiler.
Ameliyat Sonrası İyileşme Fiziksel iyileşme genellikle birkaç ay sürebilir. Solunum rehabilitasyonu ve kontrollü fiziksel aktivite önemlidir.
Patolojik İnceleme Çıkarılan dokuda tümör tipi, cerrahi sınırlar, karina tutulumu ve lenf nodlarının durumu değerlendirilir.
Başarı ve Sağkalım Tümörün tamamen çıkarılması, lenf nodu durumu, hastalığın evresi ve ameliyat sonrası komplikasyonlar uzun dönem sonuçları etkiler.
Ameliyat Sonrası Takip Klinik değerlendirme, toraks BT ve gerektiğinde bronkoskopi ile anastomozun açıklığı ve hastalık kontrolü izlenir.
Acil Değerlendirme Gerektiren Bulgular Ani nefes darlığı, kanlı balgam, şiddetli göğüs ağrısı, yüksek ateş veya belirgin solunum sıkıntısı acil değerlendirme gerektirir.
Genel Sonuç Sleeve pnömonektomi, merkezi hava yolu tutulumu bulunan seçilmiş hastalarda uygulanan, yüksek teknik zorluk ve komplikasyon riski taşıyan kapsamlı bir göğüs cerrahisi işlemidir.
hakkimdagorsel
Prof. Dr.
Alper Fındıkçıoğlu

1973 İstanbul doğumluyum. İlkokulu Erzincan İnönü İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi Erzurum Anadolu Lisesi’nde okudum. Üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1992–1998 yılları arasında tamamladım. Ardından İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde 1998–2003 yılları arasında ihtisas yaptım. Aynı hastanede 1 yıl uzman olarak çalıştım.

2004–2005 yıllarında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde vatani görevimi yerine getirdim. 2005 yılında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2014’te doçent, 2022’de profesör oldum.

2024 yılında Acıbadem Hastanesi’nde çalışmaya başladım.

Hakkımda WhatsApp

Sleeve pnömonektomi öncesinde solunum yollarının yapısı nasıl anlaşılmalıdır?

Solunum sisteminin işleyişini gözümüzde canlandırmak için göğüs kafesinin içinde ters duran büyük bir ağaç hayal edilebilir. Boyundan aşağı doğru inen ana nefes borusu, yani tıbbi adıyla trakea, bu ağacın kalın gövdesini oluşturur. Göğüs boşluğunun orta kısmına gelindiğinde bu ana gövde, sağ ve sol akciğere hava taşımak üzere iki büyük dala ayrılır. Ana nefes borusunun sağ ve sol ana bronş olarak ikiye ayrıldığı bu merkezi çatal noktasına karina adı verilir. Karina, solunum yollarının en stratejik kavşağıdır; çünkü buradan geçen hava her iki akciğerin en uç köşelerine kadar dağılır.

Akciğerin dış kenarlarında veya uç dallarında gelişen kitlelerde, yalnızca o küçük dalı ve çevresindeki dokuyu çıkarmak çoğu zaman yeterli olur. Ancak bazı tümörler ağacın yapraklarında değil doğrudan gövdenin ikiye ayrıldığı bu ana kavşakta veya hemen yanındaki ana dalın girişinde büyümeye başlar. Hastalık bu merkezi noktaya yerleştiğinde, nefes borusunun bütünlüğünü koruyarak tümörü oradan uzaklaştırmak ciddi bir cerrahi planlama gerektirir. İşte bu anatomik yerleşim, standart akciğer ameliyatlarının ötesinde, hava yolunun yeniden şekillendirildiği ileri rekonstrüksiyon yöntemlerini gündeme getirir.

Sleeve pnömonektomi nedir ve nasıl bir mantığa dayanır?

Tıp dilinde “sleeve” kelimesi gömlek kolu veya boru şeklinde bir parçayı ifade ederken, “pnömonektomi” ise bir taraf akciğerin bütünüyle çıkarılması anlamına gelir. Standart bir pnömonektomi ameliyatında sadece sağ veya sol akciğer ana bronş kökünden kesilerek alınır ve geride kalan bronş ucu kapatılır. Ancak tümör ana bronşun sınırlarını aşıp ana nefes borusunun alt kısmına ve karina denilen kavşak noktasına kadar uzanmışsa, sadece akciğeri kesip almak geride hastalıklı hücrelerin kalmasına yol açar.

Sleeve pnömonektomi işleminde, tümörün yayıldığı akciğerin tamamı çıkarılırken, aynı zamanda ana nefes borusunun alt ucu ve iki bronşun birleştiği kavşak noktası da silindir şeklinde bir halka gibi kesilerek vücuttan uzaklaştırılır. Bu aşamadan sonra karşı taraftaki sağlıklı akciğerin ana bronşu boşta kalır. Cerrah, bu sağlıklı bronş ucunu yukarıdaki ana nefes borusunun alt ucuna uç uca getirerek özel dikişlerle yeniden birleştirir. Böylece hastalıklı kavşak ortadan kaldırılırken, ağız ve burundan giren havanın kalan tek akciğere kesintisiz biçimde ulaşabileceği yeni ve güvenli bir solunum yolu köprüsü kurulmuş olur.

Sleeve pnömonektomi neden standart akciğer ameliyatları yerine tercih edilir?

Göğüs cerrahisinde temel yaklaşım her zaman hastanın sağlıklı akciğer dokusunu olabildiğince korumaktır. Eğer tümör ana bronş kavşağına yakın duruyor ancak akciğerin alt veya üst loblarına giden dalları henüz işgal etmemişse, öncelikle “sleeve lobektomi” adı verilen parankim koruyucu yöntemler değerlendirilir. Bu yöntemde akciğerin sadece hastalıklı lobu nefes borusunun bir halkasıyla çıkarılır ve kalan sağlıklı loblar korunur. Ne var ki bronş içindeki tümör yayılımı alt ve üst lob girişlerini aşmışsa veya tüm akciğerin ana hava yolunu ve damarlarını sarmışsa, sağlam doku bırakmaya çalışmak onkolojik açıdan güvenli olmaktan çıkar.

Kanser cerrahisinde uzun dönemli başarı, cerrahi sınırların mikroskop altında bile tümör hücresinden arındırılmış olmasına, yani R0 rezeksiyon hedefine ulaşılmasına bağlıdır. Standart pnömonektomi yapıldığında kesim hattında tümör kalma ihtimali bulunan ve lobektomi ile temizlenemeyecek kadar geniş yayılım gösteren merkezi kitlelerde, sleeve pnömonektomi hastaya hastalık kontrolü sağlayabilen en kapsamlı cerrahi seçenek olarak öne çıkar. Bu sayede önceden ameliyat şansı olmadığı düşünülen merkezi yerleşimli tümörlerde bile hastalıklı dokunun geride kalıntı bırakılmadan uzaklaştırılması amaçlanır.

Sleeve pnömonektomi hangi hastalıkların tedavisinde gündeme gelir?

Bu ileri düzey cerrahi girişim, çoğunlukla ana bronş kökenli olup karinaya ve ana nefes borusunun yan duvarına doğru uzanan küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde uygulanır. Özellikle hava yollarının iç yüzeyini döşeyen epitel dokudan kaynaklanan tümörler, merkezi hava yollarında büyüme eğilimi gösterirler. Bazı tümör tipleri ise sadece hava yolunun iç boşluğunda büyümekle kalmaz, aynı zamanda mukoza altından ve sinir kılıfları boyunca gözle görülmeyen mikroskobik uzantılar gönderir. Bu tür tümörlerde güvenli ve temiz bir cerrahi sınır elde edebilmek için karinayı da içine alan genişletilmiş rezeksiyonlara ihtiyaç duyulur.

Kötü huylu akciğer tümörlerinin yanı sıra çevre organlardan kaynaklanıp nefes borusu kavşağına sıçrayan bazı nadir metastazlar veya daha önce ameliyat edilmiş ancak aynı bölgede yeniden nüks etmiş kitleler de bu yöntemi gerektirebilir. Ayrıca kanser dışı nedenlerle, örneğin uzun süreli yoğun bakım entübasyonları, trakeostomi işlemleri veya ağır enfeksiyonlar sonrasında ana nefes borusu kavşağında gelişen ve diğer yöntemlerle açılamayan kalıcı darlıklarda da hava yolunu kurtarmak amacıyla bu tekniğe başvurulabilir.

Sleeve pnömonektomi uygulanmasını gerektirebilen başlıca hastalıklar ve durumlar şunlardır:

  • Skuamöz hücreli akciğer karsinomu
  • Santral yerleşimli adenokarsinom
  • Adenoid kistik karsinom
  • Mukoepidermoid karsinom
  • Primer trakeobronşiyal sarkomlar
  • Tiroid karsinomu karinal metastazları
  • Renal hücreli karsinom metastazları
  • Tekrarlayan lokal tümör nüksleri
  • Enfeksiyon sonrası kalıcı bronş darlıkları
  • Entübasyon kaynaklı ağır hava yolu darlıkları

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için yandaki butona tıklamanız yeterli. Profesyonel ekibimiz sizinle hemen iletişime geçecektir.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

whatsapp

Sleeve pnömonektomi öncesinde hastanın uygunluğu nasıl değerlendirilir?

Böylesine kapsamlı bir ameliyatın kararı, yalnızca tümörün anatomik olarak çıkarılabilir olmasına bakılarak verilmez; hastanın ameliyat sonrasında tek akciğerle yaşamını sürdürüp sürdüremeyeceği de büyük bir titizlikle tartılır. İnsan vücudu tek akciğerle yaşayabilecek bir rezerve sahip olsa da kronik akciğer hastalığı veya kalp rahatsızlığı bulunan kişilerde bu uyum süreci zorlu geçebilir. Bu nedenle cerrahi öncesinde hastanın akciğer kapasitesi ve kalp-damar sistemi ayrıntılı testlerden geçirilir.

Bilgisayarlı tomografi ile kitlenin ana damarlarla ve kalple olan komşuluğu incelenirken, solunum fonksiyon testleriyle hastanın nefes alıp verme gücü ve akciğer dokusunun oksijeni kana geçirme yeteneği ölçülür. Ameliyat sonrasında vücuttaki tüm kan tek bir akciğere yönleneceği için, kalbin sağ tarafının bu artan basınç yükünü kaldırıp kaldıramayacağı ekokardiyografi ile değerlendirilir. Tüm bu objektif veriler bir araya getirilerek hastanın cerrahi süreci fizyolojik olarak tolere edip edemeyeceği öngörülmeye çalışılır.

Sleeve pnömonektomi hazırlık sürecinde başvurulan temel değerlendirme yöntemleri şunlardır:

  • Toraks bilgisayarlı tomografisi
  • Fiberoptik bronkoskopik inceleme
  • Solunum fonksiyon testleri
  • Karbonmonoksit difüzyon kapasitesi ölçümü
  • Transtorasik ekokardiyografi
  • Endobronşiyal ultrasonografi
  • Servikal mediastinoskopi

Sleeve pnömonektomi planlamasında bronkoskopi neden kritik bir rol oynar?

Görüntüleme cihazları tümörün dış sınırlarını ve çevre organlarla ilişkisini gösterse de hava yolunun iç yüzeyindeki gerçek durumu en net ortaya koyan yöntem fiberoptik bronkoskopidir. Ucunda ışık ve kamera bulunan ince, bükülebilir bir aletle solunum yollarına girilerek yapılan bu işlem ameliyat stratejisinin ana belirleyicisi kabul edilir. Cerrahın bizzat kendisi tarafından yapılan bronkoskopik incelemede, tümörün ana nefes borusu kavşağına olan mesafesi, nefes borusunun ne kadarlık bir kısmına yayıldığı ve karşı taraftaki sağlıklı ana bronşun ne kadarının temiz olduğu milimetrik olarak haritalandırılır.

Bu haritalama sırasında şüpheli görülen mukoza alanlarından küçük doku örnekleri alınarak mikroskobik yayılımın sınırları saptanır. Özellikle mukoza altından sinsi ilerleme eğilimi gösteren tümörlerde, gözle normal görünen dokunun altında bile hastalıklı hücreler bulunabilir. Bronkoskopi sayesinde ameliyat sırasında nefes borusunun hangi seviyeden kesileceği ve geride kalan sağlıklı bronşla nasıl birleştirileceği önceden planlanarak ameliyat sırasındaki sürprizlerin önüne geçilmesi hedeflenir.

Sleeve pnömonektomi kararında lenf bezlerinin durumu süreci nasıl etkiler?

Akciğer kanseri cerrahisinde uzun dönemli sonuçları belirleyen en önemli onkolojik eşiklerden biri, mediasten adı verilen göğüs boşluğunun orta bölümündeki lenf bezlerinin durumudur. Tümör henüz bu merkezi lenf bezlerine ulaşmamışsa (N0 durumu) veya yalnızca akciğerin kendi içindeki lenf bezlerinde sınırlı kalmışsa (N1 durumu), hastalar uygun hazırlıkların ardından doğrudan cerrahiye yönlendirilebilir. Ancak hastalığın göğüs boşluğunun ortasındaki merkezi lenf bezlerine (N2 durumu) yayıldığı saptanırsa, doğrudan yapılan büyük bir ameliyatın beklenen yaşam süresi katkısı oldukça sınırlı kalmaktadır.

Bu nedenle ameliyat öncesinde endobronşiyal ultrasonografi (EBUS) veya mediastinoskopi gibi girişimsel yöntemlerle bu lenf bezlerinden örnekler alınarak evreleme yapılır. Eğer merkezi lenf bezlerinde tümör tutulumu saptanırsa, hasta öncelikle medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi konseylerinde değerlendirilerek indüksiyon kemoterapisi veya kemoradyoterapi protokollerine alınır. Uygulanan bu ön tedaviler sonrasında yapılan yeniden değerlendirmede, lenf bezlerindeki tümör hücrelerinin temizlendiği (downstaging) görülürse ve hastanın genel kondisyonu korunmuşsa, o aşamada cerrahi rezeksiyon yeniden gündeme alınır.

Sleeve pnömonektomi ameliyatı sırasında cerrahi yaklaşım nasıl gerçekleştirilir?

Ameliyat sırasında cerrahın hem ana nefes borusunun alt kısmına hem de her iki ana bronşa ve kalpten çıkan büyük damarlara rahatça hakim olabilmesi gerekir. Sağ taraf tümörlerinde en sık başvurulan ve cerrahi görüş alanı açısından en elverişli olan yöntem sağ posterolateral torakotomidir. Göğüs kafesinin sağ yanından, dördüncü veya beşinci kaburgalar arasından yapılan bu girişim; ana nefes borusunun alt ucuna, karinaya, sağ akciğer damarlarına ve sol ana bronşun başlangıç kısmına doğrudan ulaşım imkanı tanır.

Sol sleeve pnömonektomi ise anatomik açıdan çok daha karmaşık bir tablo sunar. Kalpten çıkan en büyük atardamar olan aort arkı, sol ana bronşun üzerinden kıvrılarak geçtiği için cerrahi alanı perdeler ve nefes borusu kavşağına sol taraftan ulaşmayı güçleştirir. Bu engeli aşmak amacıyla sol taraf ameliyatlarında bazen göğüs kemiğinin önden açıldığı median sternotomi yaklaşımı, bazen sağ torakotomi desteği, bazen de iki taraflı yaklaşımlar tercih edilir. Günümüzde deneyimi yüksek ileri göğüs cerrahisi merkezlerinde, anatomik yapısı uygun olan seçilmiş olgularda video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) adı verilen kapalı yöntemlerle de bu rekonstrüksiyon işlemleri uygulanabilmektedir.

Sleeve pnömonektomi operasyonlarında tercih edilebilen cerrahi girişim yolları şunlardır:

  • Sağ posterolateral torakotomi
  • Median sternotomi yaklaşımı
  • Sol posterolateral torakotomi
  • Video yardımlı torakoskopik cerrahi
  • Kombine torakotomi girişimleri

Sleeve pnömonektomi esnasında nefes borusu kesildiğinde solunum nasıl sürdürülür?

Hastaların ve hasta yakınlarının en çok merak ettiği konulardan biri, ameliyat sırasında ana nefes borusu kesildiğinde hastanın nasıl nefes almaya devam ettiğidir. Bu aşama, göğüs cerrahisi ekibi ile anestezi uzmanlarının yakın iletişim ve uyum içinde çalışmasını gerektiren oldukça hassas bir süreçtir. Ameliyatın başında hasta uyutulduğunda ağızdan nefes borusuna standart veya özel tasarımlı bir solunum tüpü yerleştirilir. Cerrah hastalıklı akciğerin damarlarını ayırıp ana nefes borusunu ve karşı bronşu kesmeye hazırlandığında, ağızdan gelen tüp kesim hattının yukarısına doğru geri çekilir.

Nefes borusu kesilip açıldığı anda, cerrah ameliyat sahasının içinden doğrudan karşı taraftaki sağlıklı akciğerin ana bronşuna steril bir solunum tüpü yerleştirir ve bu tüpü ameliyat masasından geçen steril hortumlarla anestezi cihazına bağlar. “Steril kros-ventilasyon” adı verilen bu yöntem sayesinde, cerrah nefes borusunu onarırken kalan tek akciğer ameliyat sahasının içinden güvenle havalandırılmaya devam eder. Dikişlerin atıldığı bazı aşamalarda cerraha daha rahat bir görüş ve çalışma alanı yaratmak için, ince bir kateterle yüksek frekanslı jet ventilasyon (HFJV) uygulanabilir ya da hastanın oksijen değerleri yakından izlenerek birkaç dakikalık kısa ve kontrollü solunum durdurma periyotlarından yararlanılabilir.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için yandaki butona tıklamanız yeterli. Profesyonel ekibimiz sizinle hemen iletişime geçecektir.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

whatsapp

Sleeve pnömonektomi sırasında nefes borusu uçları birbirine nasıl dikilir?

Hastalıklı akciğer ve nefes borusu kavşağı çıkarıldıktan sonra, yukarıdaki ana nefes borusu ile aşağıdaki sağlıklı ana bronşun uç uca dikilmesi (anastomoz) aşamasına geçilir. Bu işlemde dokulara zarar vermeyen, zamanla vücutta eriyebilen monofilaman (polidiyoksanon gibi) veya erimeyen polipropilen yapıda, 3/0 ya da 4/0 inceliğinde özel yuvarlak iğneli cerrahi iplikler kullanılır. Dikiş işlemine, cerrahın ulaşmasının ve dikiş kontrolünün en zor olduğu en derin noktadan, yani nefes borusunun kıkırdak kısmı ile arka zarımsı (membranöz) duvarının birleştiği köşeden başlanır. İpliklerin birbirine karışmaması için uçları göğüs duvarının kenarlarına düzenli bir sırayla asılarak kademeli olarak bağlanır.

Bu aşamadaki en önemli teknik zorluklardan biri, yukarıdaki ana nefes borusunun geniş çapı ile aşağıdaki sol veya sağ ana bronşun daha dar olan çapı arasındaki uyumsuzluktur. Biri geniş, diğeri dar iki boruyu doğrudan birbirine dikmek hava kaçağına veya iyileşme sorunlarına yol açabilir. Bu çap farkını dengelemek için cerrah, ana nefes borusunun arka kısmındaki esnek zarımsı duvarı dikey doğrultuda özel dikişlerle büzerek (plikasyon) nefes borusunun ağzını bronşun genişliğine uyacak şekilde daraltır. Bazı durumlarda ise daha dar olan ana bronşun kıkırdak halkası, tıpkı iç içe geçen bir teleskop borusu gibi ana nefes borusunun içine birkaç milimetre yerleştirilerek (invajinasyon) bağlantı hattının dayanıklılığı artırılır.

Sleeve pnömonektomi ameliyatında dikiş hattındaki gerginlik nasıl azaltılır?

Nefes borusu cerrahisinde dikişlerin sağlıklı kaynamasını tehdit eden en büyük etken, birleştirilen iki uç arasında oluşan gerginliktir. Özellikle nefes borusundan 2 ila 4 santimetreyi aşan bir parça çıkarıldığında, kalan uçları birbirine yaklaştırmak dikiş hattında ciddi bir çekme kuvveti yaratır. Aşırı gerginlik, dikişlerin dokuyu kesmesine ve nefes borusunu besleyen ince kılcal damarların gerilip kapanarak dokunun kansız kalmasına (mikroiskemi) zemin hazırlar. Ayrıca nefes borusunun yan duvarlarından geçen besleyici bronşiyal damarları korumak için yan bölgelerde gereksiz doku sıyırma işlemlerinden özenle kaçınılır.

Dikiş hattındaki bu gerginliği ortadan kaldırmak amacıyla ameliyat sırasında çeşitli serbestleştirme manevraları uygulanır. Ana nefes borusunun ön yüzündeki damarsız alan boyuna doğru gevşetilir, kalan akciğerin altındaki bağlar kesilir ve kalp zarının (perikard) alt kısmında damarların çevresine ters “U” şeklinde bir kesi yapılarak kalan akciğerin ve bronşun yukarıya doğru 1,5 ila 2 santimetre kadar rahatça yükselmesi sağlanır. Ameliyat sonunda ise hastanın başı hafifçe öne eğilir ve ameliyat sonrasında hastanın ani bir hareketle başını geriye atıp dikişleri zorlamasını önlemek için çene altından göğüs kemiğinin üst kısmına geçici bir koruyucu dikiş konulur. Ayrıca dikiş hattının kanlanmasını desteklemek ve komşu büyük damarlarla sürtünmesini önlemek için birleştirme bölgesi canlı bir doku parçasıyla çepeçevre sarılır.

Sleeve pnömonektomi sırasında gerilimi azaltmak ve dikiş hattını korumak için kullanılan manevra ve dokular şunlardır:

  • Pretrakeal fasya serbestleştirilmesi
  • İnferior pulmoner ligaman kesilmesi
  • İntraperikardiyal hiler mobilizasyon
  • Boyun fleksiyonu ve çene sabitlemesi
  • Pariyetal plevra flebi
  • Pediküllü interkostal kas flebi
  • Perikardiyal yağ dokusu pedi
  • Timus dokusu flebi

Sleeve pnömonektomi sonrasında yoğun bakım takibi nasıl yürütülür?

Ameliyat bitmeden hemen önce, göğüs boşluğu steril serum fizyolojik ile doldurulur ve akciğere düşük basınçla hava verilerek dikiş hattından en ufak bir hava kabarcığı çıkıp çıkmadığı kontrol edilir. Aynı anda içeriden fiberoptik bronkoskopi yapılarak yeni oluşturulan hava yolunun açıklığı ve dikişlerin durumu gözden geçirilir. Kontrollerin ardından hasta, solunum ve dolaşım parametrelerinin yakından izleneceği yoğun bakım ünitesine alınır. Mümkün olan en erken sürede hastanın solunum cihazından ayrılması ve kendi nefesiyle solunumunu sürdürmesi tercih edilir; çünkü solunum cihazının uyguladığı pozitif basınç taze dikiş hattını zorlayabilir.

Yoğun bakım sürecinde hastanın ağrısının etkin biçimde dindirilmesi hayati önem taşır. Göğüs ameliyatlarından sonra ağrı nedeniyle derin nefes alamayan ve öksüremeyen hastalarda, kalan tek akciğerin içinde balgam birikerek hava yollarını tıkayabilir ve zatürreye yol açabilir. Bu nedenle epidural kateterler veya modern ağrı kontrol yöntemleriyle hastanın konforu sağlanır, solunum fizyoterapisi uygulanır ve gerekirse yatak başında bronkoskopi ile hava yollarındaki salgılar temizlenir.

Sleeve pnömonektomi ardından tek akciğerde sıvı birikmesi nasıl önlenir?

Bu ameliyatın erken döneminde en çok dikkat edilmesi gereken tabloların başında, “postpnömonektomik pulmoner ödem” olarak adlandırılan kalan tek akciğerde sıvı toplanması durumu gelir. Normal şartlarda kalbin sağ tarafından pompalanan kanın tamamı iki akciğere eşit yakınlıkta dağılırken, bir akciğer alındığında tüm kan akımı tek bir akciğerin damar yatağına yönlenir. Buna ek olarak ameliyat sırasındaki doku işlemleri nedeniyle akciğerin sıvı tahliye sistemi olan lenfatik kanalların bir kısmı kesintiye uğrar. Sonuç olarak kalan akciğerin kılcal damarlarındaki basınç yükselir ve damar içindeki sıvı akciğerin hava keseciklerine sızmaya meyilli hale gelir.

Tek akciğerde gelişebilecek böyle bir ödem tablosu solunum yetmezliğine yol açabileceği için, ameliyat sırasında ve sonrasındaki günlerde oldukça sıkı bir sıvı yönetimi protokolü uygulanır. Hastaya damar yoluyla verilen serum miktarları özenle kısıtlanır ve özellikle ameliyat sonrası üçüncü günden itibaren günlük toplam sıvı alımı genellikle 1500 mililitre civarında sınırlandırılır. Böbrek fonksiyonları ve idrar çıkışı yakından takip edilerek, vücutta fazla sıvı yükü oluştuğunda idrar söktürücü (diüretik) ilaçlarla akciğerin kuru ve rahat kalması desteklenir.

Sleeve pnömonektomi sonrasında görülebilecek olası riskler ve komplikasyonlar nelerdir?

Sleeve pnömonektomi, teknik karmaşıklığı ve vücut fizyolojisinde yarattığı büyük değişim nedeniyle göğüs cerrahisinde komplikasyon oranları yüksek prosedürler arasında yer alır. Kalbin sağ tarafının artan dirence karşı çalışması ve sağ kulakçığın gerilmesi nedeniyle, ameliyat sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 20 ila 30’unda atriyal fibrilasyon adı verilen kalp ritim bozuklukları gelişebilir. Bu ritim düzensizlikleri genellikle kalp hızını kontrol eden ilaçlar ve uygun zamanda başlanan kan sulandırıcı tedavilerle yönetilir. Yüksek seviyeli nefes borusu işlemlerinde ise ses tellerine giden rekürren laringeal sinirin etkilenmesine bağlı olarak ses kısıklığı ve yutma sırasında sıvıların nefes borusuna kaçması (aspirasyon) riski ortaya çıkabilir.

Cerrahi açıdan en ciddi komplikasyon, dikiş hattındaki kanlanma bozukluğu, gerginlik veya enfeksiyon nedeniyle dikişlerin açılması, yani bronkoplevral fistül gelişimidir. Küçük kaçaklar göğüs tüpü drenajı ve antibiyotiklerle takip edilebilirken, geniş ayrışmalarda yeniden cerrahi onarım, kas flepleriyle destekleme veya hava yolu stentleri gerekebilir. İyileşme sürecinin ilerleyen aylarında ise dikiş hattında aşırı iyileşme dokusu (granülasyon) veya büzüşmeye bağlı darlıklar (striktür) gelişebilir; bu durumlar bronkoskopi eşliğinde balonla genişletme, lazer, kriyoterapi veya stent uygulamalarıyla tedavi edilir.

Türkiye’deki referans göğüs cerrahisi merkezlerinden bildirilen klinik çalışmalar bu ameliyatın zorluklarını ve sağladığı onkolojik katkıyı açıkça ortaya koymaktadır. Ulusal serilerde karinal sleeve lobektomi yapılan hastalarda komplikasyon oranı yüzde 11 civarında seyrederken, akciğerin tamamının alındığı sleeve pnömonektomi olgularında bu oranın yüzde 33 ila 40 seviyelerine çıkabildiği görülmektedir. Buna karşın, doğru seçilmiş ve temiz cerrahi sınır (R0) elde edilmiş hastalarda 3 yıllık sağkalım oranlarının yüzde 72,9 düzeyine, ortalama hastalıksız sağkalım süresinin ise 40 aya kadar ulaşabilmesi, yöntemin onkolojik etkinliğini göstermektedir.

Sleeve pnömonektomi sonrasında karşılaşılabilecek başlıca komplikasyonlar şunlardır:

  • Postpnömonektomik pulmoner ödem
  • Atriyal fibrilasyon ve kalp ritim bozuklukları
  • Bronkoplevral fistül ve dikiş ayrışması
  • Göğüs boşluğu enfeksiyonu ve ampiyem
  • Rekürren laringeal sinir hasarı
  • Yutma güçlüğü ve aspirasyon pnömonisi
  • Geç dönem anastomotik nefes borusu darlığı

Sleeve pnömonektomi geçiren hastalar taburcu olduktan sonra nelere dikkat etmelidir?

Hastaneden taburcu olduktan sonraki ilk birkaç hafta, vücudun yeni solunum kapasitesine ve dolaşım dengesine uyum sağladığı nekahat dönemidir. Boyundaki koruyucu dikiş hastanede alınmış olsa da dikiş hattının olgunlaşması devam ettiği için hastaların ilk haftalarda başlarını ani ve sert biçimde geriye atmaktan kaçınmaları önerilir. Evde solunum egzersiz cihazlarının (triflo gibi) düzenli kullanımı ve öğretilen öksürme tekniklerinin sürdürülmesi, kalan akciğerin kapasitesini korumak açısından büyük önem taşır.

Tek akciğerle yaşayan bireylerde basit bir solunum yolu enfeksiyonu bile sağlıklı insanlara göre daha ağır seyredebileceği için enfeksiyonlardan korunmak temel öncelik olmalıdır. Sigara dumanından, tozlu ve kirli havalardan, kış aylarında kalabalık ve havasız ortamlardan uzak durulmalıdır. Yara iyileşmesini ve kas gücünü desteklemek için protein ve vitamin açısından dengeli bir beslenme programı izlenmeli, doktorun önerdiği zatürre ve grip aşıları zamanında yaptırılmalıdır.

Sleeve pnömonektomi sonrası evdeki iyileşme sürecinde dikkat edilmesi gereken başlıca unsurlar şunlardır:

  • Solunum fizyoterapisi egzersizlerinin sürdürülmesi
  • Ani boyun hareketlerinden kaçınılması
  • Günlük kademeli yürüyüşlerin yapılması
  • Tütün ürünleri ve dumandan uzak durulması
  • Protein ağırlıklı dengeli beslenme düzeni
  • Grip ve zatürre aşılarının yaptırılması
  • Düzenli bronkoskopik ve onkolojik kontroller

Sleeve pnömonektomi sonrasında tek akciğerle günlük yaşam nasıl devam eder?

Ameliyat kararı aşamasında hastaların en büyük endişesi, tek bir akciğerle nefes darlığı çekmeden normal bir hayat sürüp süremeyecekleridir. İnsan akciğerleri, günlük dinlenme ve hafif yürüyüş sırasında ihtiyaç duyulan oksijenin çok daha fazlasını karşılayabilecek geniş bir yedek kapasiteye sahiptir. Ameliyattan sonraki aylar içinde, geride kalan sağlıklı akciğer dokusu yavaş yavaş genişleyerek kapasitesini artırır ve kalp-damar sistemi bu yeni düzene uyum sağlar.

Ameliyat öncesinde kalp ve akciğer резервleri uygun olarak değerlendirilmiş hastalar, nekahat dönemini geride bıraktıktan sonra kendi kişisel bakımlarını yapabilir, merdiven çıkabilir, günlük yürüyüşlerine devam edebilir ve ağır fiziksel güç gerektirmeyen mesleklerini sürdürebilirler. Geleneksel değerlendirmelerde tümörün merkezi yerleşimi nedeniyle ameliyat edilemez olduğu düşünülen pek çok hasta için, deneyimli göğüs cerrahisi kliniklerinde multidisipliner tümör konseylerinin ortak kararıyla uygulanan bu ileri rekonstrüksiyon tekniği, hastalığın kontrol altına alınmasında ve uzun dönemli yaşam kalitesinin korunmasında çok değerli bir tedavi seçeneği sunmaktadır.

Sıkça sorulan sorular

Sleeve pnömonektomi, akciğerin tamamının ve ana hava yolunun etkilenen bölümünün çıkarıldığı kapsamlı bir cerrahi işlemdir. Özellikle soluk borusu ayrımına yakın yerleşimli bazı akciğer kanserlerinde uygulanabilir. Hava yolunun yeniden yapılandırılması gerekir.
Sleeve pnömonektomi genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hastalıklı akciğer ve etkilenen hava yolu bölümü çıkarılır. Ardından soluk borusu ile kalan ana bronş yeniden birleştirilir. İşlem, ileri düzey göğüs cerrahisi deneyimi gerektirir.
Sleeve pnömonektomi ameliyatı, cerrahi işlemin kapsamına bağlı olarak birkaç saat sürebilir. Ameliyat sonrasında yoğun bakım takibi gerekebilir. Hastanede kalış süresi, solunum fonksiyonlarına, hava yolu iyileşmesine ve komplikasyon gelişimine göre değişir.
Standart pnömonektomide akciğerin tamamı çıkarılır. Sleeve pnömonektomide ise akciğerle birlikte soluk borusunun ayrım bölgesi veya ana hava yolunun bir kısmı da çıkarılarak yeniden bağlantı yapılır. Bu nedenle daha karmaşık bir cerrahi yöntemdir.
Sleeve pnömonektomi, tümörün ana bronşa veya karina adı verilen soluk borusu ayrımına uzandığı seçilmiş akciğer kanseri vakalarında değerlendirilebilir. Kanserin evresi, lenf bezlerinin durumu ve hastanın solunum kapasitesi cerrahi kararı etkiler.
Sleeve pnömonektomi sonrasında kanama, enfeksiyon, solunum yetmezliği ve kalp ritim bozuklukları gelişebilir. Hava yolu bağlantısında ayrılma, daralma veya fistül oluşması ciddi komplikasyonlardır. Ameliyatın ölüm riski de bulunmaktadır.
Sleeve pnömonektomi sonrası iyileşme, hastanın genel sağlık durumuna ve kalan akciğerin kapasitesine bağlıdır. İlk haftalarda yorgunluk, ağrı ve nefes darlığı görülebilir. Tam toparlanma aylar sürebilir ve yakın tıbbi takip gerektirir.
Sleeve pnömonektomi sonrasında tek akciğerle yaşamak mümkündür. Ancak solunum kapasitesi azalabilir ve fiziksel aktivitelerde nefes darlığı gelişebilir. Günlük yaşam kalitesi, kalan akciğerin fonksiyonlarına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır.
Sleeve pnömonektomiye alternatifler, kanserin evresine ve hastanın ameliyata uygunluğuna göre değerlendirilir. Bazı hastalarda kemoterapi, radyoterapi veya diğer sistemik tedaviler uygulanabilir. Tedavi kararı multidisipliner değerlendirmeyle verilir.
Ameliyat sonrasında sigaradan uzak durulmalı, solunum egzersizleri sürdürülmeli ve fiziksel aktiviteler kademeli artırılmalıdır. Kontrollerde hava yolu bağlantısı ve kalan akciğer değerlendirilir. Ateş, kanlı balgam veya artan nefes darlığında acil değerlendirme gerekir.

Blog Yazıları

Akciğer Zarı Kanseri Olanların Yorumları ve Tedavi Deneyimleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Akciğer Zarı [...]

Pnömotoraks Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Pnömotoraks Ameliyatı [...]

Timoma Ameliyatı Olanların Yorumları ve Hasta Deneyimleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Timoma Ameliyatı [...]

Akciğer Kisti Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Akciğer Kisti [...]

Torasik Outlet Sendromu Ameliyatı Olanların Yorumları ve Deneyimleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Hasta Yorumları & Deneyimleri » Torasik Outlet [...]

Akciğer Parankimi Nedir? Yapısı, Görevleri ve Hastalıkları

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğer Parankimi Nedir? Yapısı, [...]

Akciğerde Leke Neden Olur? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğerde Leke Neden Olur? [...]

Akciğer Ağrısı Neden Olur? Belirtileri ve Tedavisi

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu » Göğüs Hastalıkları » Akciğer Ağrısı Neden Olur? [...]